Bu gadget'ta bir hata oluştu

11 Ocak 2011 Salı

Sperm ve Yumurta Problemi

Erkekler neden bağlanmaktan korkuyorlar? Kadınlar neden durup dinlenmeden ilişkiler hakkında konuşmak istiyorlar? Neden bir erkekle konu yatağa gelmeden doğru dürüst sohbet edemiyorum? Neden bir kadını yatağa atmak için bu kadar dil dökmek  zorundayım?

Bu soruların cevabını evrim biyologları kesin olarak verebilir; zira her şey sperm ve yumurta ile ilgilidir. O halde bu iki büyük sorun kaynağına gelin yakından bir bakalım.

Her erkek boşalma başına ortalama 100 ila 300 milyon sperm üretir. Buna kabaca bir hesapla kalp atışı başına 1.000 sperm diyebiliriz. Spermler değersizdir. Erkekler onları gönüllerince harcar, oraya buraya fışkırtıverirler. Kimin umrunda ki, geldiği yerde nasılsa daha çok var! Zaten bunların yarısı daha baştan bozuk durumdadır: kırık kuyruklar, deforme olmuş şekiller, kayıp kafalar... Beyinsiz bir sperm tıpkı bacağınıza hallenen yaramaz köpek gibi, bir alyuvar hücresini gebe bırakmaya çalışabilir. Spermler pek zarif şeyler de değillerdir. Erkeklerin vücudunda nazikçe sperm yetiştiren gizli mekanizmalar bulunmaz. Bu şeyler seri şekilde milyonlarca üretilir ve dışarı salınır. Peşinden de yenileri yapılır.

Şimdi de tek bir yumurta üretmek için harcanan çabayı düşünelim. Bir yumurta, spermden 85.000 defa daha büyüktür, bir dişi sahip olacağı tüm yumurtalarla birlikte doğar ve bu değerli yumurtanın saklandığı yerden döllenmek üzere uterusa doğru yaptığı yolculuk ortalama 29,5 gün sürer. Aslında, bir bebek dünyaya getirmek için gereken her şey yumurtanın içindedir. Spermin olaya katkısı genetik çeşni sağlamaktan ibarettir. Geri kalanı, yani kuyruğu da aslında sadece bir teslimat sistemidir. Pil niyetine taşınan birkaç mitokondrisi vardır o kadar. Bir pizza teslim etmek için San Fransisco büyüklüğünde bir oluşuma çarpan bir denizaltı hayal edin. Bu pizza,  San Fransisco’nun yerküre büyüklüğünde bir şey inşa etmek için ihtiyacı olan tek şey olsun. Pizza teslim edildikten sonra denizaltı da dağılıp gider işte.

Evrim ekonomisi gözü ile ifade etmeye çalışırsak, Homo sapiens erkeğinin çiftleşme  aktivitesine yaptığı yatırım, karşı cinsten bir randevu koparmak ve dünyada en sevdiği işi birkaç dakika boyunca düzgün bir şekilde yapmaktan ibarettir. Ondan sonra koşarak kaçmakta ve başka biriyle de aynı şeyi yapmayı ummakta özgürdür.

Şimdi bir de Buzul Çağı kadınının çiftleşme aktivitesine yaptığı yatırımı tahayyül edelim. Kadın her seks yaptığında dokuz aylık hamilelik döneminin sıkıntısını yaşama, birkaç yıl boyunca çaresiz ve muhtaç bir ufaklığı emzirme ve sonraki on yıl içinde asi ve şımarık bir yeni yetmeyi kendine güven sahibi bir yetişkine dönüştürmekle uğraşma riskini alır. Aynı zamanda, kendisini ya da evladını yemeye çalışan vahşi hayvanlardan korunmak, tecavüzcülerden kaçmak, çocuğuna ve kendisine yetecek kadar yemiş ve meyve bulmak zorundadır. Artı, bebeği için protein de temin etmelidir. Sırtına bağlı bir yumurcak taşırken tüylü bir mamutu avlamaya çalışmak pek de kolay olmasa gerek.

Burada iki farklı üreme stratejisi görüyoruz. Gelin bu farka Darwinsel bir bakış açısıyla yaklaşalım: Tek atışta 300 milyona varacak kadar sperm üretebilen bir yaratık için en uygun üreme stratejisi ne olurdu?

“Elini korkak alıştırma, her yere püskürt! Bulabildiğin her tarlaya ek tohumunu! Aman her yere yay, hemen fışkırt! Hiç durmaya gelmez, bir tanesi muhakkak tutacak!”

Ayda bir adet yumurta kullanabilen, o da eğer döllenirse hayat boyu dert getirecek bir yaratık için en uygun üreme stratejisi ne olurdu?

“Akıllı bir seçim yap!”

Bizonlara, kuşlara, şempanzelere, köpeğinize bir bakın. Gördüğünüz genel manzara, kız peşinde koşan erkekler ve kolay beğenmeyen seçici dişilerdir. Erkekler hoplayıp zıplayarak “Biri bana bir rahim versin! Ne kadar çok rahim olursa o kadar iyi!” diye bağrışırlar. Dişiler ise erkeklerin bu gösterisini burun kıvırarak izler ve “Bana layık tek bir erkek istiyorum,” derler.

Orangutanlarla biraz zaman geçirirseniz görürsünüz. Erkek orangutan, genetik üstünlüğünü sergilemek için diğer erkeklerle dövüşür ve eğer şanslıysa bir dişi onu seçer. Birkaç dakikalık bir genetik materyal takası sonrasında herkes kendi yoluna gider. Erkek orangutan sevme ya da yalnızlık duygularından yoksundur. Sergilediği sezonluk bir azgınlıktan ibarettir. Dişi orangutan bir erkek gördüğünde, onun sadece tek bir şeyin peşinde olduğunu bilir. Doğacak çocuğu yetiştirme işi ise tamamen onun üstüne kalacaktır.

Peki işler bu maymun iştahlılıktan monogamiye nasıl evrildi? Şehvetten güvene uzanan bu yolun başlangıcı neresiydi?

İşte iyi haber: Erkeğin bebeğe yaptığı yatırım miktarı, bebeğin ebeveynlerine bağımlılık süresi ile ilişkilidir. Yani çocukluk dönemi ne kadar uzun sürerse, erkek kendi çocuğunun sorumluluğunu  o kadar üstlenir.

Bir antilop yavrusunun çocukluk çağı iki dakika filan sürer. Bebek antilop neredeyse anında kendine yeten bir varlık haline dönüşür. Onu avlamak için peşine düşen yırtıcılardan kaçmayı bilerek doğan yavru, çimen çiğnemeyi ve kendini savunmayı tek başına öğrenir. Baba antilopun onu gözetmesine ihtiyacı yoktur.       

Bu bağımlılık döneminin bir sene sürdüğünü farzedelim. Böyle bir durumda zavallı anne, muhtaç yavrusunu vahşi hayvanlara karşı her an tek başına savunmak zorunda kalacaktı. Bebeklerin eninde sonunda bir vahşi hayvana yem olma olasılığı da çok yüksek olacaktı.

Şimdi buna ek olarak, erkek antiloplardan birinde rastgele bir genetik mutasyon oluştu ve bunun sonucunda baba, yavrusuna ihtimam göstermek gibi bir özelliğe kavuştu diyelim. Bu öyle bir özellik ki, artık evdeki yavrusuna meradan çimen taşımayı akıl etmesine sebep oluyor. Bu erkek antilopun yetişkinliğe erişebilen (ve dolayısıyla onunla aynı geni taşıyan) çocuklarının olması ihtimali diğer serseri antiloplarınkinden daha fazla olacaktır. Dolayısıyla onda bulunan gen deyim yerinde ise tutacak ve düzenli bir şekilde popülasyon içinde yayılmaya başlayacaktır.

Primatları ele alalım. Bir grafik çizerek, ebeveynlerin ortaya koyduğu yatırım ile çocukların anne babaya bağımlılık süresi arasındaki ilişkiyi kabaca görebiliyoruz. Erkek şempanzeler dişilerine ve çocuklarına birkaç yıl boyunca et taşırlar. Erkek babunların yatırım süresi daha kısadır. Çan kuyruklu lemurlar derseniz, çocuklarına pek zaman ayırdıkları söylenemez. Jibon maymunları ise namus kumkuması denecek kadar tek eşlidir.  O kadar ki Vatikan kendine maskot olarak beyaz jibonları seçmeliydi; birbirine  sadık iki eş ve birkaç jibon yavrusundan oluşan kusursuz jibon çekirdek ailesi bu iş için biçilmiş kaftan.

Peki en uzun çocukluk dönemine sahip primat hangisidir? Homo sapiens; yani insan. Beyinlerimiz büyüdükçe, hominid kadınların gitgide daha erken doğum yapması gerekti ki o koca kafalar leğen kemiklerinin arasından ve rahim ağzından geçebilsin. İnsan bebekleri normal maymunlarla kıyaslanabilir derecede gelişmiş bir beyin ile doğsalardı, kadınlar 18 ay hamile dolaşacaktı. Hangisini tercih ederdiniz hanımlar, iki kat daha uzun süre hamile kalarak dev kafalı bebeğinizi korkunç acılar içinde doğurmayı mı yoksa kafayı küçültüp daha erken doğurmayı mı? Hangisi bikini giyebilmek için daha az pilates dersi gerektirir?

Yani sonuçta daha erken doğuruyoruz. Çoğu memeliyle kıyaslandığında, insan kadınları birer cenin doğuruyorlar ve bu cenin çok daha uzun süre çaresiz kalıyor. Öte yandan kabilelerimizin kültürleri de giderek karmaşıklaşıyor ve öğrenmek zorlaşıyor. Bu da çocukluk çağını uzatan genlerin daha avantajlı olmasını sağlıyor.

Şimdi, içinde bulunduğumuz duruma bir bakalım. Bebeklerimizin çiftleşebilir hale gelmesi 10 seneden fazla sürüyor, ayrıca çiftleşebilir olmaları akıllarının başlarında olduğu anlamına da gelmiyor. Karmaşıklığı gitgide artan kültürlerimizin kodlarını çözecek ustalığa erişmeleri için taa yirmilerine kadar beklememiz gerekiyor. (Erkek kardeşim için yirmibeş diyelim.)

Beyinlerimiz büyüdükçe, daha da muhtaç halde doğar olduk ve çocukluk dönemimiz giderek uzadı. Annelik derseniz yeryüzündeki  en zorlu görevlerden biri haline geldi.

Durum buyken, hamilelik gibi zor işlere konsantre olmak zorunda olmadan ortalıkta koşuşturan tüm o erkekler, bedenlerini ve beyinlerini başka hayırlı işler için kullanabiliyorlardı. Örneğin yavru antilop avlamak. Çalışmaktan bitap düşmüş kadınlar, bu haylaz antilop avcılarının asla hayır demeyecekleri bir şeye sahip olduklarını farkettiler: düzenli seks.

Sorarım size, hominid bayanlar, hangi tip erkekle seks yapmak isterdiniz? Sevimli ve eve et getiren erkek mi, yoksa işi bitince arkasına bakmadan başka kızların  peşinde koşmaya devam edeceği belli olan serseri erkek mi?          

Etrafta takılıp evden fazla uzaklaşmayan erkekler, babalık olayını hiç umursamayanlardan daha fazla evlat yetiştirdi. Bu sadık erkekleri seksi bulan kadınlar, sorumsuz erkekleri çekici bulan kadınlardan daha fazla evlat yetiştirdi. Böylece yavaş yavaş, babalar serserilikten sorumluluk sahibi adamlığa evrildiler.

Çocukluk dönemi uzun süren pek çok türde, dişilerin seçimleri sayesinde evlatları ile duygusal bağ kuran sadık erkekler ortaya çıkmıştır. Bazı erkek kuşlar eşleri onları komşuları ile boynuzlarken dahi kuluçkada yumurtaları beklerler. Sadık geyik faresi babalarının yetiştirdiği gençler, annenin yalnız başına  yetiştirdiklerinden daha sağlıklı olur ve daha uzun yaşarlar. Erkek şempanzeler potansiyel eşlerine seks karşılığında et teklif ederler. Homo sapiens erkekleri ise karşı cinse neler sağlayabileceklerini göstermek için elmas yüzükler ve pahalı fallik arabaları tercih ederler. Ve kıtlık zamanı Homo sapiens dişilerinin de hiç çekinmeden eşlerinden et talep ettikleri görülmüştür. Sperm ve yumurta probleminin üreme stratejilerimizde yarattığı radikal farka rağmen, uzamış çocukluğumuz cinsel münasebette bulunduğumuz kişiye karşı yoğun bağlılık geliştirebileceğimiz şekilde evrildiğimizi gösterir.

Biyologlar buna “eş bağı” diyorlar. Bizim evlilik ile kurumsallaştırdığımız bağ da bu. Kötü haber şu ki, eş bağı aslında çocuklarımız kendi ayakları üzerinde durabilene kadar dayanacak şekilde tasarlanmıştır. Genlerimiz bizi mutlu etmek gibi bir amaç ile tasarlanmamışlardır. Tam tersine kendilerinin mümkün olduğu kadar çok kopyalarını üretebilmemiz için onlar bizi tasarlamıştır.  Tek amaçları anne babadan çocuğa sıçrayarak başka jenerasyonlarda yaşamaya devam etmektir. Yani çocuklar yuvadan uçup gittikten sonra olanlar genleri ilgilendirmez. Cinsel ilişkilerin gerçekten "ölüm bizi ayırana dek" sürebilmesi için, yine Pleistosen savanasında geliştirdiğimiz hayat boyu  arkadaşlık ve samimiyet bağlarının da oluşması gerekir.  

Ama önce uğraşacağımız başka kadın/erkek problemleri var ki bunların en başta geleni, kadın ve erkek hominidleri tahrik eden unsurların farkları.

Bu arada neden size hominid deyip duruyorum?

Hominidler, bizim soyu tükenmemiş tek örneği olduğumuz tüm NeanderthalAustralopithecinHomo habiliHomo erektus vs. gibi iki ayak üzerinde yürüyen maymunların oluşturduğu ırka verilen addır. Bu karakterlerin çoğu dünya üzerinde

aynı zamanlarda var olmuşlar, karşılaşmışlar, mal alışverişi yapmışlar, muhtemelen çiftleşmişler ve birbirlerini yemişler. İçlerinde Plato’nun da bulunduğu bazı biyologlar, hominidleri “tüysüz iki ayaklılar” olarak tanımlar. Aslında hominidler, soyu tükenmiş maymunlar arasında bizimle şempanzeden daha yakın akrabalık bağı olanların hepsinin genel adıdır.  Şu andaki arzularımız, meziyetlerimiz, becerilerimiz ve şeytanlıklarımız aslında onların seçimleriyle inşa edilmiştir.

Homo sapiens beyni ve bedeni ile ilgili özgün olan ne varsa Pleistosen döneminde Afrika savanasında tasarlanmıştır. Savana dediğimiz, çalılıklarla kaplı açık çimenlik alandır. Pleistosen ise son Buz Çağı’nın ilerleme ve gerilemesi ile çakışan, bundan 1,8 milyon ila 10.000 yıl önce, hominidlerin gezegeni sarmaladığı, pek çok iri hayvanı yok ettikleri – ki içlerinde birçok hominid türü de vardı -  ve hızla bize dönüştükleri bir dönemdir.

Hominidler maymunların alt kümesidir. Maymunlar da primatların alt kümesidir. Biz de dahil olmak üzere 235 bilinen primat türü bulunur.

Tek eşli primatlar genellikle ağaçlarda yaşayan türlerdir. Ağaçlardan yere inen ve bölgesini korumak zorunda kalan primatlar ise gizli işler çevirmeye ve onunla bununla kırıştırmaya başlamışlardır.

Siz en son ne zaman bir ağacın üzerinde uyudunuz? Tanımadığınız birisi bahçenizdeki çimleri çiğnediğinde neler hissediyorsunuz?

Britanya’da yapılan bir araştırmaya göre, kocaların % 60’ı ve karıların % 40’ı eşlerini aldattıklarını kabul etmişler. Kinsey[1] araştırmasının sonucuna göre ise ABD’de 40 yaşın altındaki erkeklerin % 50’si ve kadınların % 26’sının evlilik dışı ilişkileri olmuş. (Her ne kadarCosmopolitan okuyan kadınların yarısı sadakatsizliklerini itiraf etmiş olsa da.) Bu sonuç, aile değerlerinin yakın zamanda değiştiğinin kanıtı değil; bu oranlar aslında son yüzyıl içinde pek değişmemiş. Sadece insanlar evliliklerinin daha erken evrelerinde aldatmaya başlamışlar.

Bu araştırmaların genel sorunu, icraatları tam ölçememeleri. Sadakatsizlik oranı ancak bizim söylediklerimizle belirlenebiliyor. Kimileri zaferlerini abartmaya meyilli olsa da insanların sadakatsizliklerini gizli tutmayı tercih ettikleri kesin.

Biz lisedeyken arkadaşım Mike Chorost okul arkadaşlarımızın cinsel aktivitelerini ölçebilmek için bir araştırma yapmaya niyetlenmişti. Dağıtılan anketleri spor dersi öncesinde soyunma odasında kıkırdayarak doldurmuştuk. Sonuçlar çok ilgi çekiciydi. Anlaşılıyordu ki, okulumuzdaki erkeklerin %99’u, kızların %1’i ile seks yapıyordu. Mahvolmuştum. Bu kızlar kimdi ve ben onlarla niye tanıştırılmamıştım? Ayrıca bütün okulun bekaretini kaybedememiş üç erkeğinden biri olmam da ayrı bir rezaletti. Aslında erkeklerin sonuçlarının biraz abartılı olduğunu biliyordum, çünkü ben de yalan söylemiştim. Üstelik tüm okulda mastürbasyon yapan tek kişi de bendim. Allahtan bu konuda da yalan söylemeyi akıl etmiştim.  Kazanova erkekler ve namuslu kızlardan oluşan sınıf arkadaşlarıma şöyle bir baktığımda farkettim ki, anketin ortaya çıkardığı tek şey, bizim hayal dünyamızın pek geniş olduğuydu.

Atalarımız zamanında tam olarak ne kadar çapkınlık yapıyorduk dersiniz? Ah tarih öncesi önüne gelenle yatıp kalkma düşkünlüğünü bir ölçebilseydik...     

Ölçebiliriz.   

Eğer Pleistosen savanasında erkeklerin çapkınlık oranını merak ediyorsanız, erkeklerin kadınlara oranla boyutlarına bakmalısınız.

Bu konuyla daha sonra uğraşacağız.     

Eğer Pleistosen savanasında dişilerin çapkınlık oranını merak ediyorsanız, erkeklerin vücutları ile testislerinin oranına bakmalısınız

Bu konuyla uğraşmaya ise hemen şimdi başlayalım.

 

Spermler Erkekten Yumurtalar Kadından


kolibant amca (:

Recent Readers Map -- Ziyaretçi Profili

bıdı bıdı

seri katil (3) a.q (2) amorphis (2) aşkkk (2) hastalık düşünce (2) istanbul (2) 29 ekim (1) 56k modem (1) Bilgisayar Atölyesi (1) Dropkick Murphy's (1) I love nuclear (1) Sabahattin Ali (1) The true face of Leonardo Da Vinci (1) adamın damına koyan şarkılar (1) aforizma (1) ahlak (1) albert einstein (1) anarchist cookbook (1) anne (1) ateizm (1) aşk mı? (1) bandista (1) blogger (1) boobies (1) can baba (1) catcher in the rye gönülçelen (1) cehenneme övgü (1) chrome (1) darth vader (1) deizm (1) din (1) direc t (1) direc t hasret (1) drums session (1) durup dururken adamın damına koyan şarkılar (1) elegy (1) emrah (1) evet sanırım (1) evlilik gereksiz mi (1) evlilik yemini (1) fight club (1) fitzgerald (1) gerekli valla (1) gereklidir (1) google (1) google googlizm googlism (1) google wave (1) h4x0r (1) hayat (1) holden caulfield the catcher in the rye gönülçelen (1) how to make a smoke bomb (1) inat (1) infected mushroom (1) kadın (1) kafana takma (1) kuran parmak izleri (1) küçük prens (1) kılıçdaroğlu sünnetsiz (1) lost (1) lost teori (1) mesaj (1) microsoft (1) mor ve ötesi (1) mucize kuran deniz (1) my chemical romance (1) nası yawww (1) nasıl oluo (1) night (1) night in istanbul (1) of of (1) ottoman crime osmanlı (1) photography (1) photoshop cs5 (1) puhahaha (1) pussy (1) rammstein (1) rilke (1) roman (1) sansürcü digiturk (1) satan (1) serçelerin şarkısı (1) shibumi (1) stairway to heaven (1) tanrı (1) tembellik hakkı (1) test (1) the departed (1) tick (1) tomtom (1) turgut uyar (1) tyler durden fight club (1) ville valo natalia avalon summer wine (1) yaz gereksizliği (1) yok be (1) yok yok çekemem (1) yıldırım özçelikyürek (1) zaman (1) çelişkiler (1) öküz (1) Şöhret Kurşunoğlu (1) şarkı ters (1) şıh (1)

Arama yapmaq için...

FriendFeed

Google translate

Lijit Stats Wijit - Recent Readers List

hangisi yıkılmayaydı iyi olurdu?

Blog Archive

İzleyiciler

arşivci bi adamım...

Lijit Search

Aramak istiom ulen (: