Bu gadget'ta bir hata oluştu

18 Şubat 2010 Perşembe

gökyüzünün 7 katı


Mülk suresi 3. Ayet : O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?

Bakara 29. ayet: Ve dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan, plan ve tasarımını göklere uygulayıp onları yedi gök (20) şeklinde düzenleyen O’dur; ve yalnızca O’dur her şeyin tam bilgisine sahip olan.


Bakara 29′un Mülk 3. ayete de uyan Muhammed Eset tefsirindeki anlamı :

Semâ terimi, başka bir şey üzerine çadır gibi serilmiş herhangi bir şey için kullanılır. Bu nedenle, yer üzerinde kubbe gibi yükselen ve onun adeta çatısını oluşturan görülebilir göklere “semâ” adı verilir. Ve terimin Kur’an’daki asıl anlamı da budur. Daha geniş anlamda ise “kozmik sistem” çağrışımına sahiptir. “Yedi gök” ibaresine gelince, Arapça kullanımında -diğer Semitik dillerde de olduğu gibi- “yedi”nin çoğu kez “birkaç/birçok” kelimesiyle eşanlamlı olduğu unutulmamalıdır (bkz. Lisân’ul-Arab). Tıpkı, “yetmiş” veya “yediyüz”ün de, genellikle, “çok” yahut “pek çok” anlamına geldiği gibi (Tâcu’l-Arûs). “Her semâ, kendi altında bulunana nisbetle bir semâ’dır” (Râğıb) şeklindeki dilbilimsel tanım ile birlikte ele alındığında, “yedi gök” ifadesinin, kozmik sistemlerin çokluğunun bir işareti olduğu daha iyi anlaşılır.


Demek ki ayetin anlamı kesin olarak 7 tane gök anlamına gelmiyor. Ancak tartışmanın devamı açısından 7 tane gök olduğu bunun da Atmosfer’in 7 katmanını ifade ettiği iddiasını inceleyelim.

Öncelikle burada Atmosferden bahsetmediğini (Aslında atmosfer çok fazla katmana ayrılmıştır. Yani 7′den de fazla olabilmekte. Ancak temel olarak 4 katman ve 2 bölümden oluşan termosferle 6 katman var.) düşünmemiz için yeterli bilgilere sahibiz.

Galileo ve Kopernik’e kadar Evren’in merkezi olarak Dünya düşünülüyordu. Geo-merkezcilik olarak bilinen bu modelde Dünya ortadadır ve Güneş ve diğer gezegenler ve Ay Dünya’nın çevresinde dolaşmaktadır. İşin ilginç yanı, Dünya’nın etrafında dolaşan bu parlak nesnelerin Pagan dinlerinde tanrılarla eşleştirilmiş olmasıdır.
Geo-merkezci Evren modeli


Bu modelde görülebilen parlak cisimler sırasıyla Ay – Merkür -Venüs- Güneş – Mars – Jüpiter ve Satürn’dür ve şekildeki gibi hepsi kendi kürelerinde belli yollarda dolaşan tanrılar olarak düşünülmüşlerdir. Bu küreler de gökyüzündeki 7 kat fikrinin çıkış noktasıdır. Haftanın günleri de bu 7 tanrıdan gelmektedir.

Cumartesi (haftanın ilk günü) : Satürn’ün günü Dies Saturni (Saturday buradan delir)
Pazar : Güneşin günü : Dies Solis – (İng. Sunday)
Pazartesi : Ay günü, Dies Lunae – (İng. Monday, Fr. Lundi, İsp. Lunes..)
Salı : Mars günü – Dies Martis – (Fr. Mardi)
Çarşamba : Merkür günü – Dies Mercurii – (Fr. Mercredi)
Perşembe : Jüpiter günü – Dies Jovis – (Fr. Jeudi)
Cuma : Venüs günü – Dies Veneris – (Fr. Vendredi)

Bu fikir daha sonra Yahudiliğe girmiştir ve sonrasında da İncil’de de izleri görülebilmektedir :

İncilden :
2. Korintliler 12:2 “On dört yıl önce alınıp üçüncü göğe götürülmüş bir Mesih izleyicisi tanıyorum. Bu, bedensel olarak mı, yoksa beden dışında mı oldu, bilmiyorum, Tanrı bilir.


Yahudilikte’de 7 gök Yahudi Midrash‘ında karşımıza çıkar :

When Adam sinned, the Shechinah departed to the First Heaven. The sin of Kayin forced it to the Second Heaven; the Generation of Enosh to the Third; the generation of the Flood to the Fourth; The generation of the Dispersion to the Fifth; Sodomites, to the Sixth; Egypt of Avraham’s day, to the Seventh. (Bereishis Rabbah 19:7)


Yani:
Adem günah işlediğinde Shechinah birinci göğe gitti. Kayin’in günahı onu 2. göğe gitmeye zorladı. Enosh’un nesli 3., Sel nesli 4., Dağılmanın olduğu nesil 5., Sodomlular 6. ve İbrahim zamanında Mısır’da bulunanlar 7.ye ..


Yahudilik’te 7 rakamıyla sembolize edilen çok şey vardır: 7 günde yaratılış (dinlenme günü dahil); Jericho kuşatması sırasında 7 kere şehrin etrafını dolaşma; Kudüs tapınağındaki 7 kollu mumluk; Mısırdaki 7 salgın hastalık; 7 yıldız; 7 trompet; 7 dağ; 7 kral…

Tevrat’ın milattan önce 1000 yılından başlanarak, Midrash’ın milattan sonra 0 ve 200 yılları arasında yazıldığını da belirtirsek Muhammed’in yaşadığı zamanda Yahudiler’in bolca yaşadığı bir coğrafyada Muhammed gibi çok gezmiş birisinin göğün 7 kat olduğunu öğrenmiş olmasının çok zor olmadığı ortaya çıkar. Yani bu ayetten çıkarılan “mucize”nin gayet mantıklı bir açıklaması vardır. Bu ayet’in gökler derken atmosferi ve 7 derken “çok” değil de gerçekten “7″ rakamını kastettiğini iddia edenlerin daha sağlam kanıtlar getirmesi gereklidir.

Tanrı’nın bilimsel gerçekler vermek ve mucize göstermek gibi endişeleri olduğunu ve açıklayabileceği bir sürü mucizeyi bir yana bırakıp (dünyanın yuvarlaklığı, yer çekimi, hastalıklara mikropların sebep olduğu) atmosferi anlatacağını düşünsek bile bunu daha net ortaya koyabilirdi diye düşünüyorum.

denizlerin karışması ve kuran-ı kerim


Nedense tekrar tekrar karşıma gelen bir mucizeyi yazma vakti geldi de geçti bile.
Kuran’daki Rahman ve Furkan surelerinde iki denizin birbirine “kavuştuğu” ama “karışmadığı”na dair bir olay, Tanrı’nın gücünün delili olarak gösterilir. Söz konusu ayetleri bir kaç değişik meal ile aktaralım:
Rahman suresinden ilgili ayetlerin Diyanet meali:
19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. 20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
23. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
19.  (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirinekavuşuyorlar.
20.  (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçipkarışmıyorlar.
21.  O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
22.  O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
23.  O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır meali:
19. Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar;
20. aralarında bir engel vardır, birbirlerine karışmazlar;
21. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
22. Onlardan inci ile mercan çıkar;
23. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Muhammed Esed tefsirinden:
19. O, birbirlerine kavuşup karışabilmeleri için iki büyük su kütlesini serbest bırakmıştır:
20. [ama] aralarında aşamayacakları bir engel var. (8)
21. Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?
22. Bu [su kütle]lerinin ikisinden büyüklü küçüklü inciler çıkar.
23. Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?
Aynı olaydan bahseden Furkan suresindeki ilgili ayet:
Diyanet:
53.  O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan ikidenizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
Elmalılı :
İki denizi birbirine salıveren O’dur. Şu tatlı, yürek tazeler, şu datuzlu, çorak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcür (kıstak) koymuştur.
Bu da Muhammed Esed tefsirinden:
53. İKİ BÜYÜK su kütlesini (41) -ki bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karışmalarını önleyen bir perde koyan O’dur. (42)
41 – Genellikle “deniz” anlamına gelen bahr ismi aynı zamanda nehir, göl gibi büyük tatlı su kütleleri için de kullanılır; yukarıdaki anlam örgüsü içinde bahreyn ismi yeryüzünde yan yana (ya da iç içe) bulunan -tuzlu ve tatlı- “iki büyük su kütlesi” anlamındadır.
42 – Yani, bu iki su kütlesinin, sürekli birbiriyle karşılaşıp okyanuslara karıştıkları halde, sanki aralarında görünmeyen bir perde, bir engel varmışcasına terkiplerindeki (karışımlarındaki) farklılığı korumasını sağlamaktadır; suyun çevrimsel dönüşümünde (yahut küresel dolaşımında), yani tuzlu denizlerden buharlaşarak yükselip bulutları oluşturarak, sonra yoğunlaşıp kar ve yağmur yoluyla dereleri, ırmakları besleyerek tekrar denize dönmesinde- kendini gösteren Allah’ın yaratma planına ilişkin dolaylı bir hatırlatma. Bazı Müslüman sûfîler, bu iki su kütlesinin vurgulanmasında, insanın ruhsal algı ve kavrayışlarıyla dünyevî ihtiyaç ve tutkuları arasındaki uçuruma -ve aynı zamanda etkileşime- ilişkin bir temsîl bulmaktadırlar.
Yani elimizdeki bilgiler nedir?
  • Birinin suyu tatlı, diğeri tuzlu iki adet su gövdesi var. Tatlı olan içilebilir bir su (susuzluğu giderici ve ferahlatıcı tanımı yapılıyor)
  • Bu iki su birbiriyle karşılaşıyor ama aralarındaki bir perde yüzünden karışmıyorlar.
  • Bu iki suda da mercan ve inciler bulunmaktadır.
Bu bilgilere ek olarak, bazı mucizeci sitelerde “yüzey gerilimi yüzünden iki su kütlesinin karışmadıkları” veya bunu fark eden Jacques Cousteau’nun İslam’ı kabul ettiği gibi güzel detaylar verilir. Hatta bunu Cebelitarık boğazındaki Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’in sularının karışmadığını farkettikten sonra yaptığı söylenir.
Şimdi burada iki senaryo muhtemel. Rahman suresinde bahsi geçen iki deniz, gerçekten de iki deniz ve Furkan suresinde birinin tatlı olduğunu belirttiğine göre bir tatlı su kütlesi ( suyu içilebilir göl, nehir gibi) ve bir tuzlu su kütlesi (deniz) olmak üzere iki ayrı durumdan söz ediliyor ve ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor. İkinci senaryo ise Rahman suresinde bahsi geçen olay Furkan suresindekiyle aynı, ama tatlı-tuzlu ayrımı yapılmamış.
İddiayı sağlam bir şekilde incelemiş olmak için ilk senaryoyu yani Rahman ve Furkan surelerinde ayrı olayların anlatıldığını kabul ederek devam edeceğim. Zaten bu haliyle ikinci senaryoyu da kapsamış olacak.

Deniz suları gerçekten karışmaz mı?

Kısa cevap:

Karışır. Karışmaması gibi bir şey söz konusu değildir.

Uzun cevap:

Okullarda anlatılan fen derslerinde farklı sıcaklık ve yoğunluklara sahip (aynı türden) sıvıların karışmasının geciktiğinden bahsedilir. Denizlerde de aynı durum söz konusudur. Genel olarak daha tuzlu ve soğuk su derinlere çökerken daha sıcak ve tuzsuz su yüzeye yaklaşır. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu su gövdelerinin birbiriyle etkileşimidir. Bu su kütlelerinin arasında “perde” benzeri bir sınırlandırma yoktur. Bunun yerine iki su kütlesi arasında gradyan yani aşama aşama bir geçiş vardır. Örnekle gösterelim:
İki su kütlesi arasında "Perde" modeli
İki su kütlesi arasında "Perde" modeli
İki su kütlesi arasında gerçekte olan aşamalı ayrılma
İki su kütlesi arasında gerçekte olan gradyan (aşamalı) karışma
Eğer iki su kütlesi yeterince uzun süre aynı ortamda kalırsa tamamen homojenleşene kadar karışmaya devam edeceklerdir. Eğer okyanusta olduğu gibi akıntılar ayrı sıcaklıktaki ve tuzluluktaki su kütlelerini hareket ettirirse aradaki gradyan (suların karışmaya başladığı) bölge kalacak ve temas noktasına uzak olan sular karışamadan akmaya devam edeceklerdir. Fakat bu iki su kütlesi arasında aşılamayacak olan bir perde olmasından değil, farklı sıcaklık ve yoğunluktaki suların karışmasının homojen kütlelere göre daha geç olmasındandır.
Alttaki resimde okuldayken bol bol sözü geçen Gulstream akıntısının termal resmi görülebilmektedir. En kırmızı olan kısımlar 25 derece civarı.
Gulstream - Aşamalı soğumaya dikkatinizi çekerim
Gulstream - Aşamalı soğumaya dikkatinizi çekerim
Rahman suresindeki iki deniz (tuzlu su gövdeleri)’in görünmeyen bir perdeyle karışmaması, ancak yeni karşılaşmış su gövdeleri için geçerlidir. Bu gövdelerin de arasında bir perde yoktur, şekildeki gibi homojenleşmeye başlamış bir ara kütle vardır. Bu kütle bir perde değil, karşılaşan iki suyun karışımı olan bir “ara form”dur (tashih kastidir :) )

Cebelitarık karışmıyor mu yani?

Cebelitarık boğazı’nda da aynı durum sözkonusudur. Hatta meseleyi merak eden bir vatandaş Tübitak’a soru sormuş ve cevabını almıştır:
Cebelitarıktaki şu ünlü karışmama olayının nasıl olduğunu sormak istiyorum. (Murat Kırık)
Karışmama diye bir olayın varlığı kesinlikle doğru değildir. Karışmama değil aksine karışma iletişim aklınıza ne gelirse hepsi var.
“http://earthsci.terc.edu/content/investigations/es2202/es2202page05.cfm”
Konu ile ilgili bir alan buradan da Cebelitarık boğazındaki karşımın Akdeniz için önemi deniz bilimleri açısından değerlendirilmekte. Özetle karışmama diye bir olay olmadığı gibi Atlantik sularının Doğu Akdeniz’de dahi izlenebilmesi mümkün olabilmektedir.
A. Cemal Saydam
Ek bilgi, Cemal Saydam eski Tübitak başkan yardımcısı ve Meteoroloji profesörüdür.
Kaptan Cousteaou Müslüman olmamıştır. 1991′de Cousteau vakfına yapılan bir başvurudan gelen cevap ve Cousteau’nun cenazesinin Katolik geleneklerine göre kaldırılması buna kanıttır. 1991′deki dokümanda basitçe “Size söyleyebiliriz ki kumandan Cousteau müslüman değildir ve bu dayanaksız bir iddiadır.”
Furkan’daki ayette bahsi geçen biri tatlı ve tuzlu su kütlelerine gelecek olursak, burada da bir karışmama söz konusu değildir ve bunun kanıtı da nehirlerin denize döküldüğü yerlerdir. Denizlere dökülen tatlı su, deniz suyuyla karışır ve homojenleşir. Denizlerde tuzlu suyla karışmamış serseri mayın gibi dolaşan tatlı su gövdeleri yoktur. Bu sular, homojenleşir ve karışırlar. Aralarında bir perde yoktur.

Peki Muhammed niye böyle bir yorumda bulundu?

Hem de iki kere?
Aslında su kütlelerinin ayrıymış gibi görünmesi hadisesi gözlemlenebilir bir olaydır. Nehirlerin denize döküldüğü yerlerde nehir suyunun denizin içine doğru uzandığı gözlemlenebilir. Bu bilgi de Muhammed’den 600 sene önce yaşamış olan Büyük Pliny (Pliny the Elder)’ın Naturalis Historiae isimli eserinde bahsi geçen bir olaydır. Kendisi bu olaydan şu şekilde bahseder (It is very remarkable that fresh water diye başlayan paragraf) :
Tatlı suyun denize borulardan akıyormuş gibi ulaşması muhteşemdir. Ancak suyun doğasıyla ilgili harika şeylerin sonu yok gibidir. Tatlı su deniz suyunun üstünde yüzer, şüphesiz ki daha hafif olması sebebiyle.
Eğer surelerin devamlarına bakarsak, sureler gözlemlenebilir olayları göstererek onların hepsinin Allah’ın işi olduğunu söylemektedir. Suların karışmaması hadisesi de bu yüzden anormal ya da dönemin insanlarına anlamsız gelmiş bir bilgi değildir, deniz görmüş her 7.yy arabının bildiği bir şey bile olabilir. Yoğunlukla ilgili bilgilerin MÖ 2.yy’da yaşamış olan Arşimed’e kadar uzandığını hatırlatmakta fayda var.

Peki bu sularda bulunan inci ve mercanlar meselesi ne?

Aslında bu mucizeyi iki ayrı senaryo halinde ele almamın sebebi bu inci ve mercanlar bahsidir. Eğer Rahman suresindeki “iki deniz” ifadesini tatlı ve tuzlu suya sahip iki ayrı kütle olarak algılasaydık burada bir başka problem ortaya çıkıyordu. O da tatlı sularda inci oluşabilse bile, mercanlar sadece tuzlu sulardaoluşur. Yani eğer Kuran’da iki ayrı surede aynı olaya işaret ediliyorsa (Furkan suresinde belirleyici olarak tatlı ve tuzlu sulardan bahsedildiği için Rahman suresindeki örnekte de otomatikman yine tatlı ve tuzlu sulardan bahsettiği çıkarımını yapmamız gerekiyor) o zaman burada bir değil iki yanlış söz konusu. Zira bu durumda Rahman suresindeki “ikisinde de mercanlar vardır” ifadesi yanlış oluyor. Eğer iki ayrı olaydan bahsediliyorsa o zaman sadece tek bir yanlış var, o da suların perde gibi birbirinden ayrıldıkları ve karışmadıkları iddiası.

E yüzey gerilimi diyorduk?

Yüzey gerilimi, su kütlelerinin farklı yoğunluktaki bir başka gövdeyle (gaz, katı, başka bir sıvı) temas ettikleri yerde oluşan bir tür rezistanstır. Suda yürüyen sinekler suyun yüzeyinde oluşan gerilimden faydalanırlar. Suyun içine atılan zeytinyağı da benzer bir gerilimden faydalanır ve karışmaz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey, karşılaşan iki kütle arasındaki moleküler farklardır. Yağ ve suyu karıştırmak çok zordur, ancak buradaki belirleyici etki yüzey gerilimi değil, moleküler farklardır. Yoğunluk ve sıcaklıkları farklı iki su arasında bu türden bir moleküler fark olmadığı için yüzey gerilimi burada önemli bir belirleyici değildir.
Denizlerdeki akıntıların karışmasına tanıdık bir örnek, Marmara denizi:
Dikkatli bakıldığında Karadeniz’den Marmara’ya ve Marmara’dan Ege’ye akan az tuzlu (ve hafif olduğu için üstten akan) su görülebilmektedir. Bu sular hareketlerine bir süre devam etmekte ve sonra büyük kütledeki suyla karışmaktadırlar.

Sonuç olarak

  • Muhammed zamanından çok önce, tuzlu ve tatlı suların karışmaktageciktikleri biliniyordu. Bu suların hiç karışmadıklarını söylediği için Kuran’da mucize değil hata bulunmaktadır.
  • Deniz suları ve tatlı sularının karışmasını tamamen ve kesin olarak engelleyen bir perde yoktur. Yüzey gerilimi burada belirleyici değildir.
  • Eğer Rahman ve Furkan surelerinde bahsedilen olay aynı olay ise Kuran tatlı sularda mercan yaşadığını iddia ederek bir hata daha yapmaktadır.
Kuran’ın ilahi ilhamla yazılmış olması olağanüstü bir iddiadır ve iki denizin karışması hadisesi daha olağan bir şekilde açıklanabildiği için bu olağanüstü iddiaya kanıt teşkil etmekten uzaktır.

parmak izleri ve kuran

İddiaya göre Kıyamet suresi 4. ayette 1800′lerin ikinci yarısına kadar bilinmeyen her insanın parmak izinin farklı olduğu bilgisi 7.yy’da verilmiştir. Bu Kuran’ın bilimsel mucizelerinden bir tanesidir.

Bakalım söz konusu ayet tam olarak ne diyor?

  • Diyanet: Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.
  • E.Hamdi Yazır : Evet derleriz, parmak (uç)larını bile tesviyeye (eski haline getirmeye) gücümüz yeter!
  • Y.Nuri Öztürk: Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz.
  • Muhammed Esed: Hayır, kesinlikle! Onu parmak uçlarına kadar yeniden var etmeye kâdiriz!


Evet ilk bakışta gerçekten parmak uçlarını düzenlemekle ilgili bir ayetin varlığı parmak uçlarının özel bir şey olduğunun ve Kuran’da bu yüzden geçtiği izlenimini veriyor. Parmak uçlarıyla ilgili özel olan şey elbette ki her insanda farklı olmaları.

Peki bu ayeti kontekst içinde alırsak ne manaya geliyor? Surenin başından itibaren ele alalım :

Diyanet :
1. Kıyamet gününe yemin ederim.
2. (Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz)
3. İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?
4. Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.
5. Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.


Muhammed Esed tefsirinden:
1.KIYAMET Günü’nü tanıklığa çağırırım! (1)
1 – “Onu tanıklığa çağırarak”, yani Kıyamet Günü’nden sanki meydana gelmiş gibi söz ederek, yukarıdaki ifade, o günün gelip çatacağının kesinliğini bildirmeyi amaçlamaktadır.
2.İnsan vicdanının kınayan sesini (2) tanıklığa çağırırım!
2 – Lafzen, “[kendi-kendini] kınayan nefsi”: yani, insanın kendi kusurlarının ve eksikliklerinin farkında oluşunu.
3.İnsan, [onu tekrar diriltip] kemiklerini yeniden bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
4.Hayır, kesinlikle! Onu parmak uçlarına kadar yeniden var etmeye kâdiriz!
5.Ama yine de insan, önüne serilmiş olan şeyi inkara kalkışır,


Burada gayet net bir şekilde görülüyor ki, Kuran parmak izinden değil insanları kıyamet gününde parmak uçlarına kadar tekrar yaratacak Tanrı’dan bahsediyor.

Kuran eğer parmak izini insanlara bir mucizevi bilgi olarak vermek isteseydi niye doğrudan şöyle bir ayet bulamıyoruz? “O ki her insanın parmak uçlarını birbirinden farklı kılmıştır”

Her şeyi yaratan her şeyi bilen iyi kalpli (mecazen) Tanrı için çok zor olmayan bir iş olsa gerek bu türden bir delil. Böyle apaçık bir delil vereceğine Tanrı insanları korkutarak inandırma yoluna gitmiş ki bence bu Tanrı gibi üstün bir varlıktan beklenmemesi gereken hareket.

kolibant amca (:

Recent Readers Map -- Ziyaretçi Profili

bıdı bıdı

seri katil (3) a.q (2) amorphis (2) aşkkk (2) hastalık düşünce (2) istanbul (2) 29 ekim (1) 56k modem (1) Bilgisayar Atölyesi (1) Dropkick Murphy's (1) I love nuclear (1) Sabahattin Ali (1) The true face of Leonardo Da Vinci (1) adamın damına koyan şarkılar (1) aforizma (1) ahlak (1) albert einstein (1) anarchist cookbook (1) anne (1) ateizm (1) aşk mı? (1) bandista (1) blogger (1) boobies (1) can baba (1) catcher in the rye gönülçelen (1) cehenneme övgü (1) chrome (1) darth vader (1) deizm (1) din (1) direc t (1) direc t hasret (1) drums session (1) durup dururken adamın damına koyan şarkılar (1) elegy (1) emrah (1) evet sanırım (1) evlilik gereksiz mi (1) evlilik yemini (1) fight club (1) fitzgerald (1) gerekli valla (1) gereklidir (1) google (1) google googlizm googlism (1) google wave (1) h4x0r (1) hayat (1) holden caulfield the catcher in the rye gönülçelen (1) how to make a smoke bomb (1) inat (1) infected mushroom (1) kadın (1) kafana takma (1) kuran parmak izleri (1) küçük prens (1) kılıçdaroğlu sünnetsiz (1) lost (1) lost teori (1) mesaj (1) microsoft (1) mor ve ötesi (1) mucize kuran deniz (1) my chemical romance (1) nası yawww (1) nasıl oluo (1) night (1) night in istanbul (1) of of (1) ottoman crime osmanlı (1) photography (1) photoshop cs5 (1) puhahaha (1) pussy (1) rammstein (1) rilke (1) roman (1) sansürcü digiturk (1) satan (1) serçelerin şarkısı (1) shibumi (1) stairway to heaven (1) tanrı (1) tembellik hakkı (1) test (1) the departed (1) tick (1) tomtom (1) turgut uyar (1) tyler durden fight club (1) ville valo natalia avalon summer wine (1) yaz gereksizliği (1) yok be (1) yok yok çekemem (1) yıldırım özçelikyürek (1) zaman (1) çelişkiler (1) öküz (1) Şöhret Kurşunoğlu (1) şarkı ters (1) şıh (1)

Arama yapmaq için...

FriendFeed

Google translate

Lijit Stats Wijit - Recent Readers List

hangisi yıkılmayaydı iyi olurdu?

Blog Archive

İzleyiciler

arşivci bi adamım...

Lijit Search

Aramak istiom ulen (: