Bu gadget'ta bir hata oluştu

14 Kasım 2012 Çarşamba

SEVGİLİM OLSUN İSTEMİYORUM


Sevgilim olsun istemiyorum..
Sevdiğim olsun istiyorum..
Hergün "görmek" değil..
Benim olduğunu bilmek istiyorum!
Elini tutmak değil..

Kıyamadan sadece gözlerine bakmak istiyorum!
İki gün değil ebediyen sürsün istiyorum!
Uğruna ölmek değil...
O'nun için yaşamak istiyorum!

Cemal Süreya

21 Temmuz 2012 Cumartesi

turgut uyar babadan seçmeler...


bir.


"elele gittigimiz bu yolda
sen gitgide buyursen,
benim icimde cok beklemis
cok eski bir yer kanar..."


iki.

aşkım da değişebilir gerçeklerim de
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yan gelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum hiçbirinizle dövüşemem
siz ne derseniz deyiniz
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
sizin morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne?

benim dengemi bozmayınız


üç.


"sevgim acıyor
kimi sevsem
kim beni sevse"

dört
.....
ey kimse yok!..
ey bir mavinin unutulmasından
arta kalan!..
ey sen var mısın?..
ey olma!..
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
ah, yağmur başlayacak
gece olsa da sussam...

ben koşarım aşağlara, koşarım
yıkanacak boğulacak su bulsam....


beş."bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
toprak ve insan kokularıyla,
uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için
başımı alıp gideceğim."

altı.
"ey bilene bilene tükenen bıçak"...


yedi.
"...ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne..


sekiz.
"...
mutlu aşk yoktur
bilirsin.

ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında,
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur..."


dokuz."bir gün, bir parkta otururken, biliyorum
bir el yağmurla dokunacak omuzuma
bir çift göz, bir davet, bir kalp
çoluğu çocuğu terk edeceğim... "


on.
"gökyüzünün kalkıp dudaklarıma bir değmesi var
oysa kapılar var duvarlar var perdeler var."


onbir
"ilaç milaç bok püsür.
şuramda bir şeyler var
sahiden bir şeyler var
haykırmadan anlatamam."

oniki.
"... benim herşeyim biraz su içer gibi öyle kolay, biraz da işer gibi, sonsuzluğa. "


onüç.insanları çok fazla sevmem. hayvanları da. tanrıya inanmam. olan biten bütün pespayelikten kendisini sorumlu tutarak rahatlamamı sağlaması için bir yaratıcının varlığına inanmayı çok isterdim. gerçekten. toplumlara ve bireylere bir günah keçisi her zaman lazımdır. iyi gelir. harareti alır. sakinleştirir. "lanet olsun tanrım, yaptıklarını beğeniyor musun? lan neden hala susuyorsun? o siktiboktan tuzlu çekirdekleri çitliyerek bizi izlemek çok mu eğlenceli? konuşsana! seni, senin belası seni!" diye haykırıbağırmayı çok isterdim. ama hayır. sakin gelelim güzeliz dude. yok öyle bir şey! fazlasıyla romantik bir isyan stili bu. hem eğer illa bir tanrı varsa bir yerlerde işte buraya yazıyorum o tanrı, turgut uyar'dır. yarattığı dünyayı rezilleştiren insanlara, can suyu enjekte etmek için türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde kendi kendini dünyaya göndermiş, ardında kutsal bir kitap bırakıp tanrıcılık rolüne geri dönmüştür. ama hayır, sakin gelelim güzeliz dude. yok öyle bir şey! fazlasıyla romantik bir inanmak istemek stili bu. evet, kabul ediyorum ki kainatın ortasında yapayalnızım. lanet bir solucan yemi olucam, balık yemi olacak kadar şanslı değilsem tabi. olay budur. ne eksik ne de fazlasıdır hayat ve sonrası. işte bu pespaye hayattan sıkılıp bunalıp lanet edip siktir çekip ıstırabına sövüp sövüp sövüp de utanmadan ve umutla yaşıyorsam hala sebebi turgut uyar'dır. `bir intihar biçimi olarak yüksek doz turgut uyar okumak`sık sık yaptığım bir şey olduğu içindir. turgut uyar biz insanlar için defalarca ölüp ölüp dirilmiş ve her ölüşünde ve dirilişinde şiirler yazmıştır. işbu şiirleri okumak varken intihar etmek gereksizdir.


ondört.bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve
o çalmayan bütün telefonlarda
aylardır konuşan da.

kabul.
bir kez yolda karşılaşalım
onunla da avunacağım.
adımı sesince duymaktan vazgeçtim,
sesini duysam, susacağım.
yel esiyor ama
değirmen dönmüyor.
kuraklık bu,
adın ekmeğe dönüşmüyor.

onbeş.
"belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı.."

onaltı
"düşünüyorum da biz, büyüyerek çocukluk etmişiz."

onyedi.
"yazık sevgime diyor birisi"

onsekiz.
''eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
artık bu yokları var etmeyi usladık''

ondokuz.
"temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa, gel bağışlayalım birbirimizi"

yirmi
"ne şarap, ne sevda, ne yâr adı
daha tatlı kelime yok, "yarın"dan
insan sevdikce iyilesiyor artik anladim
sanki rahat bir toprakmisim da, icime bir cemre dusmus gibi isindim
onda buldugumu bilseniz
yalniz ona soylerim o kadar guzel"

5 Mayıs 2012 Cumartesi

karşılaştırma konusu...

California Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, ateist ve agnostiklerin başkalarına yardım etme konusunda koyu dindarlardan daha istekli olduklarını gösterdi.

Social Psychological and Personality Science (Sosyal Psikoloji ve Kişilik Bilimi) dergisinin haziran sayısında yayımlanacak araştırmayla, "Tanrı'ya inanmadıkları için iyilik yapmaları için hiçbir sebepleri yok" denilen inançsızlar için bir mit daha yıkılmış oldu.

Araştırmanın yazarlarından, California Üniversitesi sosyal psikoloğu Robb Willer "Daha az dindar kişiler için başkalarıyla duygusal bağ kurma gücünün bir başkasına yardım edip etmeyeceği konusunda hayati önemi olduğunu bulduk. Öte yandan, daha dindar olanların fedakârlık gösterme nedenleri duygularla daha az ilişkiliyken; dini öğretiler, toplumsal aidiyet ve itibar gibi etmenlerle daha fazla bağlantılı." diyor.

Willer'la çalışmayı birlikte yürüten Laura Saslow ise dinsiz bir arkadaşının yıkıntılar arasından çıkarılan bir kadının yürek burkan bir videosunu izlemesi ardından, Haiti depreminin yararlarının sarılması için para bağışlaması ardından hayırseverlik duygusunu, mantıken yardım edilmesi fikrinden ayrı olarak neyin harekete geçirdiği sorusuna cevap bulmakla ilgilenmiş.

"Geniş çaplı, üç sistematik araştırmada tekrarlanan bu deneyimi -bir ateistin yabancılara fedakârlık göstermesi için fazlasıyla duygularının tesiri altında kalması- bulmakla ilgilendim." diyor Saslow.

İlk çalışmada Saslow ve meslektaşları 1300'den fazla Amerikalı yetişkin arasında yapılan ulusal bir araştırmadan gelen verileri inceledi. Şefkat yaklaşımının bireyin ne kadar fedakârca davranış bildirmesinin muhtemel olduğuyla bağlantılı olduğunu buldular. Bu bağlantının, çok dindar olanlarla mukayese edildiğinde, en yoğun olarak ateistler veya daha az dindar olan kesimde olduğu görüldü.

İkinci deneyde 101 kişiye tarafsız bir video ya da yoksulluk içindeki çocuklarla ilgili duygusal bir video izletildi. Her birine sahte 10 dolar verildi ve bir yabancıya istedikleri kadarını verebilecekleri söylendi. Daha az dindar olanlar duygusal videoyu ilk görüşlerinde daha fazla para verdiler.

"Merhamet içeren video fedakârlıkları üzerinde büyük bir etki yarattı. Ancak daha dindar katılımcıların fedakârlığını kayda değer bir biçimde değiştirmedi."

Son olarak, bir diğer örnekte 200'den fazla kolej öğrencisinden halihazırdaki fedakarlık düzeylerinin bildirilmesi istendi ve daha sonra katılımcılara kendilerine verilen bir miktar parayı bir yabancıyla paylaşabilecek ya da ondan saklayabilecekleri iktisadi bir oyun oynatıldı. En fazla paylaşım yapanlar, o an için en fazla fedakârlık yapan inancı en düşük kesim oldu.

Dindar insanların bağış yapmalarına neden olan etmenleri anlamak için daha fazla araştırma yapılmasına ihtiyaç var ancak araştırma, bu konuda rol oynayan etmenlerin yalnızca empati ve merhamet olmadığını açıkça gösteriyor.

"Özetle bu araştırma, ABD'de kendilerine daha az güven duyulma eğilimi olsa da, konu merhamet duygusuna geldiğinde, inancı daha düşük olan kesimin yurttaşlarına yardım etmeye dindarlardan daha meyilli olduklarını gösteriyor."

Şüphesiz, ateistler (ya da inançsızlar) cemaat motivasyonu veya ucunda ödül (cennet), sevap gibi bir çıkar beklentisi olmadan depremzedelere, evsizlere, din baskısı altında olanlara vb. destek olmak için yardım kampanyaları düzenliyor ya da yardım kuruluşları oluşturuyorlar. Haiti depremi gibi birçok doğal afette maddi yardım yapan Richard Dawkins Vakfı'na bağlı Non-Believers Giving Aid bu konuda akla gelen ilk örneklerden biri. Non-Believers Giving Aid'e destek veren diğer ateist kuruluşları arasında Atheist Alliance International, Atheists United, Atheists Helping the Homeless, Freedom From Religion Foundation, Gay & Lesbian Humanist, Council of Ex-Muslims of Britain sayılabilir.

25 Nisan 2012 Çarşamba

hayatın neresinden dönülse kardır!

En yakın yabancı sendin,
Daha sürülmemişken ışığın biberi
Yaramıza,
Yaslanırken boşlukta duran bir merdiveni
henüz.

Güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız,
İlkyaz derken -kışı gözden kaçıran
Yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız
En güçsüz kollarla-
Çözüldü aşkın zarif ilmeği
Bulandı aynalar duruluğu.
Çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
Bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık
olduğunu..

Yabancıların en yakınıydın sen!

10 Mart 2012 Cumartesi

küçük prens'ten.



Büyüklerin her zaman açıklamalara ihtiyacı var. Büyükler, bir şeyi, hiçbir zaman kendi başlarına anlayamazlar. Çocukların da her zaman açıklama yapmaları yorucu oluyor.



Büyük bir sır karşısında boyun eğmemek olmaz.



Büyükler rakamları sever. Onlara yeni bir arkadaştan söz ettiğinizde, en önemli şeyle ilgili soru sormazlar: "Sesi nasıldır? En çok hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var mı?" Bu tür soruları olmaz onların. Sadece: "Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası ne kadar kazanır?" gibi şeyler sorarlar. Onu ancak o zaman tanımış olduklarına inanırlar. Eğer büyüklere "Kırmızı tuğladan bir ev gördüm; pencerelerinde sardunyalar vardı, çatısında kumrular.." derseniz, bu evi kafalarında canlandırmaları olanaksızdır. Onlara "Bir ev gördüm, yüz bin frank eder." demelisiniz. O zaman "Ne güzel!" diye haykırırlar. Böyledirler işte. Kızmamalı onlara. Çocuklar büyüklere karşı çok anlayışlı olmalı. Oysa, hayatı anlayan bizler ise numaralara aldırmayız.



Acıdır bir arkadaşı unutmak. Herkesin arkadaşı olmaz.



Bütün insanlar birer köledir.



Herkesten yapabileceği şeyi istemeli.



Kendini yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.



Bu gezegencik teleskopla, sadece tek bir kere, 1909'da, Bir Türk astronomi bilgini tarafından görülmüştü. O zaman, bu bilgin, buluşunu Uluslararası Astronomi Kongresi'nde çok büyük bir başarıyla açıklamıştı ama elbisesi yüzünden söylediklerine kimse inanmamıştı. Büyükler böyledir. Bir Türk diktatör, halkını, ölümle tehdit ederek, Avrupalılar gibi giyinmeye mecbur etti. Astonomi bilgini de gösterisini, 1920 yılında, çok şık elbiseler içinde tekrarladı. Bu defa, görüşlerine herkes katıldı.



Kendini beğenmişlere sorarsanız, herkes onlara hayrandır. Kendini beğenmişler övgülerden başka şey duymazlar.



İnsan işini aksatmadan da pekala tembellik edebilir.



İnsanlar içinde de yalnızdır insan.



İnsanların nerede olduklarını kimse bilemez. Rüzgar, bir yerden bir yere sürükler onları. Köksüzdürler, bunun da çok acısını çekerler.



İnsan ancak evcilleştirdiği şeyleri tanır. İnsanların bir şeyi öğrenmeye ayıracak vakitleri yok artık. Her şeyi satıcılardan hazır alıyorlar. Arkadaş satan satıcı olmadığından, insanların arkadaşları da olmuyor.




Anlaşmazlıkların kaynağı dildir.



Ona ayırdığın zamandır, senin gülünü değerli yapan.



Sadece çocuklar ne aradıklarını bilirler. Bezden bir bebeğe zamanlarını verirler; bebek, onlar için çok önemlidir: Biri onu ellerinden alsa ağlarlar.



İnsan birazdan ölecek bile olsa, bir arkadaş edinmiş olması gene de güzeldir.



Çölü her zaman sevdim ben. Bir kum yığınına oturursunuz. Bir şey görülmez. Bir şey duyulmaz. Yine de, suskunluk içinde bir şeyler ışır.



İnsanlar, trenlere tıkış tıkış doluşuyorlar ama ne aradıklarını artık bilmiyorlar. O zaman da koşuşturuyor, dönüp duruyorlar. Bir hiç için..



Geceleri gökyüzüne bakmak ne güzeldir! Bütün yıldızlar çiçek açar o zaman.



Bir büyük gizdir bu. Eğer, bir yerlerde; ama nerede bilinmez, tanımadığımız bir koyun bir gülü yemişse, benim için de, Küçük Prens'i seven sizler için de, şu evrende hiçbir şey artık eskisi gibi olamaz! Gökyüzüne bakın! Sorun kendi kendinize: Acaba koyun çiçeği yedi mi? Her şeyin nasıl değiştiğini göreceksiniz.. Hiçbir büyük adam bunun, bu kadar önemli olduğunu hiçbir zaman anlayamayacaktır.


27 Şubat 2012 Pazartesi

kader?


Amentü’nün sonuncu maddesi kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmaktır.
Ancak Nisa-78’de iyiliğin de kötülüğün de Allah’tan geldiği yazılıyken, Nisa-79’da iyiliğin Allah’tan, kötülüğün ise insanın kendisinden geldiği yazılıdır.  Peşpeşe iki ayette yer alan bu çelişkinin ötesinde, kader-irade inancı  ile Allah’ın her şeyi ezelden bildiği inancı da birbiriyle çelişkilidir.
İslam’a göre Allah, ezelden ebede meydana gelecek bütün olayları en ince ayrıntılarıyla bilir. İnsanların yaşamlarındaki tüm detaylar, işleyeceği günahlar ve sevaplar, iyi ve kötü amelleri, hidayete erip ermeyeceği, cennetlik mi cehennemlik mi olduğu Allah tarafından ezelden bilinir ve tüm bunlar Levh-i Mahfuz denen Allah katındaki ana kitapta yazıldır.
Yine İslam’a göre insan cüz’i de olsa bir iradeye sahiptir. İnsan, bu iradesi sayesinde iyiyle kötüyü ayırt edebilir, doğru yolu bulabilir ve hidayete ererek cenneti hak edebilir. Allah dilediğinin dualarını kabul eder, dilediğine yardımcı olur. Dünyadaki olaylara müdahale eder. Kimi insanları ya da toplumları dünyada cezalandırır, helak eder. Dilediğine hidayet verir, dilediğinin kalbini mühürler. Kalbi mühürlenmiş insan artık istese bile iman edemez.
İslam’da sadece Cebriye ve Mutezile fırkasında farklı kader ve irade görüşü vardır. Cebriye insanın hiçbir özgür iradesini kabul etmeyip “Allah’ın yazdığı olur” derken, Mutezile fırkası kaderi reddederek insanın özgür iradesini savunmuştur. Bu yüzden de  kafirlikle suçlanmışlardır.
Şimdi kader konusunda birkaç ayet ve hadis örneği verelim:
Hadid-22. Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.
Hz. Peygamber (s.a.s.) de bir hadiste şöyle buyurmaktadır: “Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Sonra ana-babası onu ya Yahudileştirir, ya Mecusileştirir, yahut Hristiyanlaştırır… ” (Müslim, Kader 25).
Kamer-49. Biz herşeyi bir kaderle yarattık.
Kamer/ 52-53. Onların yaptıkları her şey, kitaplarda kayıtlı, küçük, büyük her şey, satır satır yazılıdır.
Enam-125. Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.
Kasas-56. Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
Sebe-3. (…) Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır).
Allahü teâlâ buyurur: “Ben âlemlerin rabbiyim, hayrı da, şerri de ancak ben tayin ederim. Hakkında şer yazdığıma yazıklar olsun, hakkında hayır yazdığıma ise ne mutlu. [İ.Neccar]
Ayet ve hadislerden anlaşılan odur ki; Allah ezelden yani daha hiçbir varlığı yaratmamışken, yaratacaklarının kaderini tayin etmiştir. Yani, kimlerin cennetlik, kimlerin cehennemlik olduğu başından itibaren bellidir. Örneğin, henüz doğmamış bir çocuğun cehennemlik olduğu ve sonsuza kadar hergün yakılarak işkence göreceği bellidir. Ya da Müslüman olup cennette zevk ü sefa içinde yaşayacağı belirlenmiştir.
Bu inanıştaki çarpıklığa karşı çıkılması yani Allah’ın zalim-sadist durumuna düşürüldüğü eleştirileri karşısında İslamcıların açıklaması şöyledir:
Allahü teâlâ, kullarının iyilik mi kötülük işleyeceklerini, Cehennemlik mi, Cennetlik mi olduklarını elbette bilir, bildiğini yazıyor. Yoksa yazdığı için kul öyle yapmak zorunda kalmıyor. Allah’ın bilmesi demek; insanın iradesini kullanamayacağı anlamına gelmez.
Bu ifadelerin hiçbir açıklayıcı tarafı yoktur ve ikna edici değildir. Burada aldatma vardır.
Kader konusundaki çelişkiye kılıftır bu.
Adım adım gidelim:
Allah ezelden herşeyi bilir mi?
Bilir.
Benim şu anda klavyede neler yazacağımı ezelden biliyor muydu?
Biliyordu.
Ben doğmadan önce, yaşamım hakkında her ayrıntıyı biliyor muydu?
Biliyordu.
O halde ben yaşarken, Allah’ın bildiği-yazdığı ayrıntılardan herhangi birini özgür irademle değiştirme şansına sahip miyim?
Hayır. Mümkün mü Allah’ın yazdığını yanlış çıkaracak bir irade ortaya koymam?!
Öyleyse, ben daha hiç ortada yokken, benim yaşamımın tüm ayrıntıları belli iken, her fiilimin ne olacağı Allah tarafından biliniyor ve yazılmış iken; daha hangi özgür iradeden bahsediliyor?
Bu yalandır, aldatmacadır.
Bu yalana mecburdurlar.
Çünkü, insanın özgür iradesi olmadığını kabul ettiklerinde Allah zalim durumuna düşecektir.
Allah’ın ezelden insanların kaderlerini tayin etmediğini, insanların yaşamlarındaki ayrıntıları, fiilleri bilmediğini ve insanın özgür iradesiyle kendi kaderini çizdiğini söylediklerinde ise; Allah’ı geleceği bilmeyen bir varlık durumuna düşürmüş olacaklardır.
Bu handikapı aşmak için bu yalan dinciler için zorunlu olmuştur.
Şimdi soralım:
Allah, dualarını kabul ederek, insanların bir kısmının kaderini değiştirebilir mi?
Örneğin, ezelden yanlış yolda olup da kalbini mühürlemiş olduğu bir günahkar ve cehennemlik insanın duasını kabul edip, mührünü açıp onu hidayete erdirerek cehennemden kurtarabilir mi?
Bu soruya “Evet” derseniz; Allah’ın ezelden herşeyi bilmediğini, gelecekte bir dua nedeniyle yazılmış olan kaderi değiştireceğini bilemediğini söylemiş olursunuz.
Soruya “Hayır” derseniz; bu durumda da Allah’ın ezelde planladığı bir şeyi değiştirmekten aciz olduğunu söylemiş olursunuz.
Bunun başka bir izahı yoktur.
İnsanlar sahip oldukları cüzi irade ile Allah’ın bildiği ve ezelde yazdığı şeylerin dışında hiç birşey yapamıyorsa; Bu durumda Allah, cennetlikleri ve cehennemlikleri ezelden belirlemiş demektir.
Bu da sonsuza kadar yakarak işkence etme ile sonsuza kadar mesut yaşatma oyunu demektir ki sadistçedir. Böyle bir zalim tanrı düşünülemez.
Gün gibi ortadadır ki İslam’daki kader konusu, Allah’ın nitelikleriyle yani ezelden her şeyi bilmesi ile çelişmektedir.
İslam’da kader konusunda Eşari mezhebi ile Mutezile mezhebi arasındaki meşhur 3 kardeş tartışmasını bilir misiniz?
3 kardeşten biri müminken, biri kafirken, diğeri de çocukken ölmüştür. Bunların her birinin ahiretteki durumu sorulur.
Yanıt: mümin cennette, kafir cehennemde, çocuk selamette (ne cennette ne de cehennemdedir).
Çocuk cennete gitmek istese izin verilir mi?
Verilmez. Ona denir ki: “Senin büyük kardeşin o büyük dereceye çokça ibadetleri sayesinde ulaştı. Senin ise böyle ibadetlerin yok.”
Eğer küçük çocuk: “Ya Rabbi, bu işte benim kusurum yok. Sen beni büyüyünceye kadar yaşatsaydın cennete götürecek ameller işlerdim.” derse ne cevap verilir?
Allah ona der ki: “Sen yaşamış olsaydın günahkâr olup cehenneme girecektin. Ben bunu bildiğim için senin hakkında daha iyisini gözeterek böyle yaptım.”
Peki kâfir kardeş de: “Ey Allahım, onun halini bildiğin gibi benim halimi de biliyordun. Niçin onun iyiliğini gözettin de benim iyiliğimi gözetmedin” derse ne cevap verilir?
Bu soruya yanıt verilememiştir. Şimdi biz de soralım:
Bir çocuğu sonu cehennem olmasın diye  küçük yaşta öldüren Allah, aynı şeyi cehennemlik kardeş için neden düşünmemiştir?
Bu soruya verilebilecek yanıt: “Allah’ın keyfinin kahyası mısın? Dilediğini cennetlik yapar, dilediğini cehennemlik.” olabilir ancak ki bu da İslam’ın nitelediği Allah’taki adalet ölçüsünün ne olduğunu ortaya koyar.
Kehf suresinde Musa’nın yaptığı işleri görmek Hızır olduğu düşünülen Allah’ın adamı ile  için birlikte geziye çıktığı anlatılır. Yolda rastladıkları bir çocuğu öldürünce bunun sebebini şöyle açıklar:
Kehf-80. Çocuğa gelince: Anası, babası inanmış kimseler. Bu çocuğun, onları azgınlığa ve kâfirliğe sevketmesinden korktuk da öldürdük.

26 Şubat 2012 Pazar

Çelişkiler


A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler:
1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi?
Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
Edebilir diyen diğer Ayetler: Enam-51, İnfitar/ 18-19
Edemez diyen diğer ayetler: Bakara-123, Zuhruf-86, Secde-4
2- Kötülük Allah’tan mı gelir?
Nisa -78. Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?
Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?
Gidebilir/ Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 )
Gidemez/ Ali İmran-85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30)
4- Cennetin genişliği ne kadardır?
Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133. Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
Gökle yer kadar/ Hadid-21. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
5- İlk müslüman kimdir?
Enam-163′e göre Muhammed.
Araf-143′e göre Musa.
Ali İmran-67′ye göre İbrahim.
6- Kur’an’daki Gaflar: (Allah’a ait olmadığı açık olan Ayetler)
Hud-2. Allah’dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.
Tevbe-30. Yahudiler, “Uzeyir Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!
Zariyat-51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
En’am-104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır.Ben başınızda bekçi değilim.
En’am-114. Allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma.
Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, “De ki” ekini unutmuş.
7- İblis melek midir, cin midir?
Bakara-34′e göre melek, Kehf-50′ye göre ise cindir.
Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
8- İslam’da Vasiyet geçerli midir?
Bakara-180′de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü
kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır.
Bakara-180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.
Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır:
“Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.”
9- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi:
Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar.
Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.
Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim:
Hac-47. Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
10- Allah herşeyi bilir mi?
Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.
Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.
Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık:
Ahzap-50. Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi?
Ahzap-56. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.”
ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir.
Salat = Namaz, dua
Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir.
13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?
Bakara-106. “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? “
Hac-52. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Nahl-101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
Rad-39. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.
Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir;
Fatır-43. “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “
Feth-23. “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. “
14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi?
Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür.
(Bakara/ 237-238-239)
Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir.
15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi?
Ali İmran-115. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
Bakara-217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
Tevbe-17. Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.
Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapar mı?
16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak!
Maide-101. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.
Allah’ın soru sorma yasağı koyması kadar saçma bir hareket olabilir mi? Böyle bir saçmalığı, sorular karşısında kendine güvenemeyen insan yapar.
17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı?
Şuara-195′te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği;
Fussilet-44′te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı;
Yusuf-12′de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58 ‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir.
Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir.
18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü?
Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir.
Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır.
Bakara-142. İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.»
Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır.
Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi.
19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5′i mi?
Enfal-1.’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken,
Enfal-41′de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir.
Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…)
20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?
Bakara-285 ‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.
Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler.
Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…)
21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı?
Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler.
Kalem-52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.
22- Cehennemde kapışma?!
Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü.
23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah)
Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı.
24- Bu ayette melekler mi konuşuyor?
Zuhruf-11′de de ilginç bir kurgu vardır:
“O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz”.
Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim?
Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler?
25- Allah mı şair? Muhammed mi?
79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir?
26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu?
Füssilet-47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah’a) havale edilir.
Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor herşeyi.
27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu?
Sebe-40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.
41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”
28- Allah insan gibi yemin eder mi?
Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “.
Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir?
29- Allah küfreder mi?
Enam-108′de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen;
Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür.
30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi:
Kehf-80. ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.”
Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir?
Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur?
31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi:
Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir?
32- Allah’ın velisi var mı yok mu?
İsra-111. Ve de ki: “Övgü, allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!
33- Yaratan mı? Yaratanlar mı?
İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir.
Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l'e mi taparsınız?
Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim?
34- Allah yardıma muhtaç mıdır?
İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir )
Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.
35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?
6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)
8 günde : (Füssilet/ 9-12)
36- Kölelik evrensel mi?
Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu?
37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var?
Kur’an’da bildirilen peygamberlerin nerdeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir?
38- Musevilere “Yahudi” denmesi:
Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.
Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır.
Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi?
Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi?
39. İnananlar Muhammed’in kulu mu?
Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab
Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor.
De ki: ‘Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.’
Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş.
Eğer Kur’an’ı Allah gönderseydi ayette Allah’ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı.
Aynı ifadeyi Zümer-53′de de görmekteyiz:
Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
40- “Günah Çıkarma” Kur’an’da da var!
Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
41- Meleklerden peygamber olur mu?
Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmelsi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir:
İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”
Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz.
Gelgelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95′de melekten peygamber olamayacağı söylenirken;
Bakın aşağıdaki ayette ne diyor:
Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.
42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi?
Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez.
Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın.
Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.
Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna göre ayetler arasında çelişki mevcuttur.
B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER
1- Tarık Suresi 7. ayet:
(Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.
Tıp, testislerden diyor.
2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı?
Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133)
Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır.
3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12)
9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.
10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu.
11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler.
12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.
4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12
5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12)
http://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/kuranda-matematik-hatasi/
6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması.
Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86)
Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır.
7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi.
8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi.
Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195
9- Ay’ın yarılması:
Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.
10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu:
Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.
Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
11- Her canlının çift yaratıldığı:
Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar.
12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı:
Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı?
13- Kısasa Kısas:
Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir.
Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi?
Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi?
14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler.
15- Hayvanların 8 çift olması:
Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?
Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı…
Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu:
Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…)
Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…)
16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu:
Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Hatta göktaşı ile karıştırılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın yüzlerce misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor. Sadece tek başına “yıldızların düşmesi” ifadesi bile yıldız’ın ne olduğunu bilenler için dinlerin uydurma olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Çünkü Tevrat, incil ve Kur’an’da aynı büyük yanlışa düşülmüştür.
17- Savaşçı Melekler:
Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.
Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki..
Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı?
165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.
Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba?
Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı?
18- Ay’ın nur olduğu:
Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.
Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.
19- Bir gecenin bir ömre bedel olması:
Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır!
Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir?
20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği:
Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez.
C- KUR’AN İLE TEVRAT ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER
1- İbrahim’in babasının adı; Tevrat’a göre Tarah, Kur’an’a göre Azer.
2- İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat’a göre İshak, Kur’an’a göre İsmail.
3- İsmail Tevrat’a göre peygamber değil, Kur’an’a gore peygamber.
4- Süleyman; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.
5- Davud; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.
6- Cennette Havva’yı aldatan Tevrat’ta yılan, Kur’an’da şeytan.
7- Tufan Tevrat’a göre tüm dünyaya, Kur’ana göre sadece Nuh’un kavmine.
8- Nuh’un gemisi; Tevrat’a göre Ararat dağına, Kur’an’a göre Cudi dağına.
9- Haman; Tevrat’ta Pers kralının yardımcısı, Kur’ana göre firavunun taş ustası.
10- Tanrının adı; Tevrat’ta YHWH, Kur’an’da Allah.
11- Tevrat’a göre insan, tanrının suretinde yaratılmıştır. Yani tanrı, insanın en mükemmel halidir. Ama Kur’an’a göre Allah’ın eşi-benzeri yoktur.
12- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat’ta 3 Yahudi, Kur’an’da İbrahim.
13- İmran; Tevrat’a göre Musa’nın babası, Kur’an’a göre İsa’nın dedesi.
14- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat’a göre Gideon, Kur’an’a göre Talut.
15- Deve eti Tevrat’ta haram, Kur’an’da helal.
Yahudiler Muhammed’e gelip;
” Sen İbrahim’in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı.” derler.
Bunun üzerine gelen ayette şöyle der:
Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.”
Tevrat’ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz:
Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır.
Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır?
Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir?
Sebebi Kur’an’da belirtilir:
Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.
Dünya halklarından sadece Yahudilere konan bir yasakmış!!
D- KUR’AN İLE İNCİL ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER
1- İsa bebekken, İncil’e göre mucize göstermemiş, Kur’an’a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir.
2- İsa, İncil’e göre çarmıha gerilmiştir. Kur’an’a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa’ya benzeyen başka biridir.
3- Kur’an’a göre İncil’de Ahmet’den bahseder, İncil’de Ahmet ismi geçmez.
4- Şeytan, İncil’e göre melek, Kur’an’a göre cindir.
5- Şeytan, İncil’e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur’an’a göre ise Adem’e secde etmediği için lanetlenmiştir.
6- İncil’e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur’an’a göre hayır da şer de Allah’tandır.
7- İncil’de bir aziz olarak geçen Yahya’nın babası Zekeriya, Kur’an’da peygamber olarak geçer. Buna karşın Tevrat’taki Zekeriya peygamberden hiç bahsedilmez.
Yani Kur’an’da Meryem’ler karıştırıldığı gibi, Zekeriya’lar da karıştırılmıştır.

kaynak : Bilimsel Felsefe



kolibant amca (:

Recent Readers Map -- Ziyaretçi Profili

bıdı bıdı

seri katil (3) a.q (2) amorphis (2) aşkkk (2) hastalık düşünce (2) istanbul (2) 29 ekim (1) 56k modem (1) Bilgisayar Atölyesi (1) Dropkick Murphy's (1) I love nuclear (1) Sabahattin Ali (1) The true face of Leonardo Da Vinci (1) adamın damına koyan şarkılar (1) aforizma (1) ahlak (1) albert einstein (1) anarchist cookbook (1) anne (1) ateizm (1) aşk mı? (1) bandista (1) blogger (1) boobies (1) can baba (1) catcher in the rye gönülçelen (1) cehenneme övgü (1) chrome (1) darth vader (1) deizm (1) din (1) direc t (1) direc t hasret (1) drums session (1) durup dururken adamın damına koyan şarkılar (1) elegy (1) emrah (1) evet sanırım (1) evlilik gereksiz mi (1) evlilik yemini (1) fight club (1) fitzgerald (1) gerekli valla (1) gereklidir (1) google (1) google googlizm googlism (1) google wave (1) h4x0r (1) hayat (1) holden caulfield the catcher in the rye gönülçelen (1) how to make a smoke bomb (1) inat (1) infected mushroom (1) kadın (1) kafana takma (1) kuran parmak izleri (1) küçük prens (1) kılıçdaroğlu sünnetsiz (1) lost (1) lost teori (1) mesaj (1) microsoft (1) mor ve ötesi (1) mucize kuran deniz (1) my chemical romance (1) nası yawww (1) nasıl oluo (1) night (1) night in istanbul (1) of of (1) ottoman crime osmanlı (1) photography (1) photoshop cs5 (1) puhahaha (1) pussy (1) rammstein (1) rilke (1) roman (1) sansürcü digiturk (1) satan (1) serçelerin şarkısı (1) shibumi (1) stairway to heaven (1) tanrı (1) tembellik hakkı (1) test (1) the departed (1) tick (1) tomtom (1) turgut uyar (1) tyler durden fight club (1) ville valo natalia avalon summer wine (1) yaz gereksizliği (1) yok be (1) yok yok çekemem (1) yıldırım özçelikyürek (1) zaman (1) çelişkiler (1) öküz (1) Şöhret Kurşunoğlu (1) şarkı ters (1) şıh (1)

Arama yapmaq için...

FriendFeed

Google translate

Lijit Stats Wijit - Recent Readers List

hangisi yıkılmayaydı iyi olurdu?

Blog Archive

İzleyiciler

arşivci bi adamım...

Lijit Search

Aramak istiom ulen (: