Bu gadget'ta bir hata oluştu

30 Mart 2010 Salı

Learn English Japanase Style. I have a bad case of diarrhea.

I have a bad case of diarrhea.

haggard - final victory

in tyler we trust

Siz banka hesabı değilsiniz
Siz giydiğiniz kıyafetler değilsiniz
Siz cüzdanınızın içindekiler değilsiniz
Siz bağırsak kanseriniz değilsiniz
Siz kahveniz değilsiniz
Siz sürdüğünüz araba değilsiniz
Siz boktan üniformanız değilsiniz
Vazgeçmek zorundasın
Bir gün öleceğinin farkına varmak zorundasın
Bunu öğrenene kadar işe yaramazsın

20 Mart 2010 Cumartesi

Hıdırcan Aslan Atölye Çizimi (timelapse)

Binnur Akdağlı Hocamızın yaptırdığı çalışmada 9-D sınıfı öğrencimiz Hıdırcan Aslan Ahşap Atölyesini oldukça kısa bir sürede çiziyor. Üstelik benden binlerce kat daha güzel çiziyor (:

Bittersweet

18 Mart 2010 Perşembe

çanakkale içinde vurdular beni

Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğime eyvah

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Of gençlipime eyvah

Çanakkale içinde bir uzun servi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Of gençliğime eyvah

Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğime eyvah

Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım...

Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
Sen sallan gel ben boyuna bakayım

Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği
Yanık olur anaların yüreği

Vur ataşı gavur sinem ko yansın
Arkadaşlar uykulardan uyansın

Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği
Yanık olur anaların yüreği...

Efelerin yüreği çatal olur, yüreklerinde iki sevda olduğundan; biri vatan sevgisi, diğeri yar sevgisi...

14 Mart 2010 Pazar

10 Amazing Life Lessons You Can Learn From Albert Einstein

  1. Follow Your Curiosity. "I have no special talent. I am only passionately curious."
  2. Perseverance is Priceless. "It's not that I'm so smart; it's just that I stay with problems longer."
  3. Focus on the Present. "Any man who can drive safely while kissing a pretty girl is simply not giving the kiss the attention it deserves."
  4. The Imagination is Powerful. "Imagination is everything. It is the preview of life's coming attractions. Imagination is more important than knowledge."
  5. Make Mistakes. "A person who never made a mistake never tried anything new."
  6. Live in the Moment. "I never think of the future - it comes soon enough."
  7. Create Value. "Strive not to be a success, but rather to be of value."
  8. Don't Expect Different Results. "Insanity: doing the same thing over and over again and expecting different results."
  9. Knowledge Comes From Experience. "Information is not knowledge. The only source of knowledge is experience."
  10. Learn the Rules and Then Play Better. "You have to learn the rules of the game. And then you have to play better than anyone else."

Top 20 5 Second Films

(:

lost teori



Kahramanlarımız çoğu adada doğdu;Onlar DHARMA Vakfı'nıidare etmek için suni olarak tasarlandılar. DHARMA Vakfı'nın amacı "dünya barışıydı". Yani; adayı, mekanik canavarlara ,köpek balıklarına, siyah dumana ve gelebilecek daha bir çok şeye karşı savunma silahıydılar. Ve en önemlisi de "Toplu Bilinç"(Collective Consciousness)adında bir silah...

"Toplu Bilinç"; "Oryantasyon filminde" ima edilen ve Hurley’nin çizgi romanında geçen teknolojiyle, ambarda (hatch) kafalarından elektrik telleriyle bağlanmış "bir grup bilim adamıdır". Bu bilim adamları elektromanyetizm sayesinde arabaları,gemileri,uçakları, loto çekiliş toplarını kontrol edebilecek şekilde ve hatta zihinde oluşturulan elektrik akımlarıyla alkolü, uyuşturucuyu, bitkin veya hasta gibi zayıf hallere sokulabilecek şekilde insanları kontrol edilebilirler.


Gerçekte,Hanso uydusunun yardımıyla,"Toplu Bilinç" projesi ile tüm dünyadaki olaylara şahit olabilir veya etkiliyebilirler. Yanlış ellerde mükemel bir silah olurdu. Doğru ellerde ise; olayları iyi yönde değiştirebilmeye yarardı. Hanso barışçıl yolu seçmeye karar verdi.Onun fikri; dünyayı, muhalif devletleri birleştirecek ,aynı zamanda onları temel teknolojiye indirgeyecek, kütlesel veya olağan yıkımları acizleştirecek bir afetin (felaketin) kıyısına almaktı.

Alver Hanso – DHARMA Vakfı Kurucusu - na bakalım:

Hans Ørsted’i tanıyalım:


Hanso ,1820 yılında "elektromanyetizmayı"keşfetti. 1999 yılında Ørsted uydusu yer yüzünün manyetik alanını grafikleştirmek için fırlatıldı. Bulgular bilimadamlarını felaketsel etkileri olan yakın zamanda olmasından korkulan bir kutupsal geri dönüşün gerçekleşebileceğine inandırdı.Eğer yeryüzü magnetosferini kaybetmek üzereyse (çizgi romanda ima edildiği gibi); uzaydan/güneşten savunmasız, aşırı derece radyasyon olacaktı. Aynı zamanda uydu,"Güney Afrika altında anormal bir manyetik alan gösterdi". Dünyanın diğer kalanıyla ters yöndeydi ve yüzlerce yıldır büyüyordu.Bu bilgiyi Google dan bulabilirsiniz.Benzer bir fikir “The Core” filminde de kullanıldı.

Hannes Alfvén ile tanışalım:


Onun Nobel ödülünü kazanma yolunda, bilimadamlarının evrene nasıl baktığı konusunda -çoğunlukla elektromanyetizma hakkında – bilime yaptığı katkı devrim yarattı. İngilizce,Almanca,Fransızca,Ruşça ve biraz İspanyolca ve Çince bilirdi. Doğu psikolojisi ve inanışları konusunda çalıştı. Fiji adalarında zaman geçirdi. Ufukta görünen olağanüstü “yeşil parlama” nın büyüsüne kapıldı.(Tesadüf değildir ki; “Green Lantern and Flash” çizgi romanı ,bu durumda, İspanyolcaya tam olarak çevrilirse "Lantern Green Flash“....)


Aynı zamanda roman da yazdı: Mükemmel Bilgisayar : Tüm dünyayı saran bilgisayarların hikayesini anlatan bir görüş.(1968). Bilgi için Google dan bkz "Hannes Alfvén".

Alfvén + Hans O. = Alvar Hanso :



Böylece Dünya barışını – "Kutupsal geri dönme" – zorla kabul ettirecek Dharma Görüşü’nün kurucusuyla tanıştık. Alan Moore ve Dave Gibbons tarafından yaratılan aynı mizaçtaki “Watchman” , büyük kötü adamın ( Hanso silah tüccarıydı) aslında iyi niyetleri vardı. "Toplu Bilinç", yeryüzünün manyetik alanını bütün dünya büyüklüğünde bir EMP bombası gibi bozdular: Bütün elektrik ekipmanlar yandı, bütün bilgisayar dataları kayboldu, uçaklar gökyüzünden düştü, ve dünya insancıl , politik ve dini olmayan bir düşmana dönüşerek yüzyıllar önceki teknolojiye döndürüldü: DOĞA (Veya onlar doğayı nasıl düşünüyorlarsa)...

Bu an LOST uçağının gökyüzünden düştüğü andı. Şimdiye kadar bize gösterilenden yola çıkararak görünüyor ki; uçak rotasını kaybetti,sonrasında millerce gitti, düşüşe geçti, ayrı ayrı parçalandı ve parçalar halinde adaya indi.

Sağ kurtulanlar yürüyebilip yürüyemediklerini kontol ettiler (eğer daha önceden yapamıyorlarsa) ve çılgınca bir davranış içine girdiler.Teorinin neler olup bittiğini açıklamaya başlamadan önce şunu düşünelim :

Bu çeşit bir kazadan (çarpışmadan) özellikle de o irtifadan çakılan bir uçaktan sağ kurtulanların olması olağan dışı. Değişik parçalarda ve değişik yerlerde bir çok sağ kurtulanın olması imkansız....Tabi sıradan bir uçak kazası olduğunu düşünürsek.... Bu imkansızlığa kurtulanlar tarafından birkaç kez değinildi. "Aynı zamanda şunu da düşünelim : kazadan sonra John Locke yürüyebildi, Claire bütün uçakta bir tane dahi saç fırçası veya tarak olmadığını keşfetti". Yani bu iki olay çarpışmadan sonra bir çeşit parazit olasılığını gösteriyor. Fakat birilerini sağ kurtulma imkansızlığına ek olarak, yolcuları ve çarpişma esnasında uçağı yönlendiren bir el vardı.

Düşünelim: Kate’in atı ve Eko’nun uçağı, ikisi de adadaydı. Adanın yeri Fiji olabilir yada olmayabilir ama biliyoruz ki atın en son göründüğü yer Amerika’ydı ve uçağı en son gördüğümüz yer Nijerya’ydı. Birşey onları adaya getirdi. Kargo (Fedex) mi? Ayrıca bir de denizden millerce içerde Black Rock adında büyük eski bir gemimiz var. (Black Rock : keşfedilen ilk manyetik maddeye verilen isim) Teori diyor ki: "Toplu Bilinç" , yüklü metal parçacıklarından başka bişey olmayan siyah duman yardımıyla uçağı adaya düşürdü. Uçağın çarpışmasını simule etti , herkesin dışarı dağılmasını sağladı, yolcuları bilinçsiz kurtulanlar haline getirdi, uçak parçalarını usulca adaya indirdi,yolcuları bir süreliğine uykuda tuttu (belki saatler,belki yıllar...) enkazı dağıttı, bazılarını yaraladı ve farklı yerlerde uyandırdı.( Ağaçta, motorun yanında, denizde ...v.b....)


Onlar uyurken; "Diğerleri" (the others) – DHARMA planına katılan bilimadamları ve soyları – tarakları ve saç fırçalarını uçaktan ve yolculardan aldılar. Saçları tararken oluşacak küçük elektrostatik parazitler "Topu Biliçler"in zihinlerini karıştıracaktı. Dizinin ilk karesinde( Pilot, Bölüm1) CC’nin siyah dumanını gördük.






Jack uyandığında,onu oraya getiren siyah duman gökyüzüne yükseldi. Gözlerini kırptığında gitmişti. Gözbebeği büyümesi değil, yansımaydı...


Haftalar sonra, bir parça dinamitle siyah dumanın alanını bozuldu. İki kutup ta görünür haldeydi. Siyah dumanın elektriksel yapısı, 2. sezonda Eko’nun yüzyüze geldiği durumda görülebilir. ( elektrik çıtırtıları kolayca görülebilir/duyulabilir) Fakat çoğu için bu adada ilk değildi. Onlar "Toplu Bilinç'in insanın var oluşuna bağlı gücünü ve adayı kurumak için DHARMA’yı devam ettirmek amacıyla doğdular. Onlar DHARMA’nın bir parçası olarak adada doğdular. Çok zaman önce,bir bilim adamı benzer bir projenin bir parçası olan çocukların tedavisine itiraz etti ve sabotaj uyguladı.

Ambardaki bilgisayara kod numaralarının girişini kasten engelledi ve böylece Hanso uydusu – bir güvenlik sinyaline karşı programlamıştı – ambarın yerini taradı.Bu olayda dört kişi hayatını kaybetti.(oryantasyon filminde bahedildiği gibi). Ölenlerden biri Hanso’nun kendisiydi. İki bilim adamı kollarını kaybetti. Dr. Marvin Candle ve Ray Mullen (Kate’i polise yakalatan ve büyük ihtimalle Kate’in gerçek babası). Ölüler adada yatıyordu ve kahramanlarımın tarafından “Adem ve Havva” diye adlandırılarak bulundu. Hanso’nun cesedi bir anlamı olmayan siyah beyaz taşlı olanıydı. (ying yang benzetmesi gibi)

Bilgisayara girdi olarak girilen rakamlar esas olarak anlamsız. Daha fazla bir şey söylemek gerekirse, sayılar giderek büyüyor ve toplamları 108’e eşit. Bilinen hiçbir aritmatiksel bir diziye göre giderek büyüyen sayılar,zamanın birimlerini ima ediyor. 108 dakika Yuri Alexeyevich Gagarin’e göre dünyanın etrafındaki yörüngesiydi.Kod, bir uydu için ve eğer girilmezse uydu ambarı imha edecek. “Olaya” dönersek; cehennem anındaki telaşla, isyankar bilimadamı birkaç çocuğu serbest bıraktı.Onların arasında bir test konusundan daha fazlası olan ve sonradan “Ethan Rom” diye adlandırılan bir çocuk vardı.Bu çocuk 1967/8 den beri adada yaşayan hain "diğerlerini" (others)’ı biraya getirdi. Şu an onlar ikinci nesil. (Dharma’nın işini devam ettiren "diğerleriyle"(others) tam zıt şekilde). Hainler hareket
edişlerini CC den gizleyebilmek amacıyla çok büyük ve dalgalanan siyah duman bulutları oluşturmak için malzemeler yakarlar. Alvar Hanso’nun kaybıyla ciddi biçimde zayıf düşen Dharma Girişimi, çocukları adayı baştan başa dolaşarak arayamadı fakat Amerikan Ordu patronlarının çullanıp ta herşeyi yıkmadan önce,dünya barışının orjinal Dharma vizyonunu başarmaya odaklandılar.

Ambar (the swan hatch), 108 dakikalık zaman sürecinin sağlanamadığı durumda, iki kişilik ekibi korumak amacıyla patlayıcı duvarlardan yapılmıştı.Buna rağmen;uydunun ateş etmesi halinde içindeki bilim adamlarıyla beraber patlayıcı duvarlar yıkılacaktı. Bu durum teknolojinin yanlış ellere geçmesinden daha iyiydi.


“Olay”ın takibinde; Hanso’nun US ordu patronları durumun çözülmesi gerektiğine karar verdiler. DHARMA bilimadamları US ordusunun sermayesiyle alınan silahlarla bugüne kadar dayandılar ve adayı güçlendirdiler. Cephanelikteki en güçlü silah "Toplu Bilinç" yaratmaktı.

Kalan çocukları gizlice alıp aralıklarla dünyaya gönderilmelerini ve DHARMA projesinin bir parçası olan üvey ailelerinin yanına verilmelerini yönettiler. Hepsi ebeveyn olarak DHARMA inançlı insanların yanına yerleştirildiler ve adada gelecekteki özel görevleri için hayatlarında özel bir eğitimle islah edildiler.Oluşturulan "Toplu Bilinç"’in dış dünyada rehberliği ve eğitiminden sonra kahramanlarımız Sydney'den kalkan bir uçak seferine konuldular.

Adada zamanın geçmesiyle birlikte, hangi kişinin hangi kısımda rol alacağı açıkça görüldü. Projeyi hayatta tutabilmek için, "Toplu Bilinç" projesi sürdürülmeliydi.Bu nedenle; "Toplu Bilinç"in bir parçası olarak tuşlara basmak için,ada savunmasını muhafaza etmek için ve sırları gizli tutmak için yer değiştirmelere ihtiyaç duydular. DHARMA’nın yeni dünya barışı vizyonunun somutlaştırılmasına ek olarak, kahramanlarımız (kontrollü) adada iş başındaydılar. Özellikle Hurley’nin hayattaki tek gayesi, zaten takıntılı olduğu halde rakamları kullanmaktı.Aynı zamanda ,sadece TV yemekleri ve müzik onu idare ettiği halde ev içinde klastrofobik bir ortamda kalmaya kendini şartlandırmıştı. Hurley görünüyor ki; elektirksel ekipmanlar kosunuda şanssız.(Sigortaların patlaması....vb..).Bu "Toplu Bilinç" projesiyle Hurley’nin ambarda saatlerce sıkılarak kaldığında elektriksel aksama karışmaması için cesaretini kırmak için yapılan bir plandı. Ve şimdi orada kalmak amacıyla kendine bir arkadaş bulmuş gözüküyor :
Libby....


Hurley’nin kafasında 1. sezonun çoğu bölümünde iki adet elektromıknatıs var. Radyo kulaklıkları onun "Toplu Bilinç" projesi tarafından nasıl kontrol edildiğine bir benzetme olabilir.

Aynı zamanda spesifik olarak: Walt, ölen yaşlı bir bilimadamıyla yerdeğişmesi için kafasına elektrotlar yerleştirilerek "Toplu Bilinç" projesinin bir parçası olması için vazifelendirilmiştir.Hayatı boyunca "Toplu Bilinç" projesi sahipleri, onun elektromanyetik bir fenomene sahip olduğundan emindiler. ( örnek olarak cama vuran kuş...) Onun manyetizmaya karşı bir eğilimi var.Yani; "Toplu Bilinç" projesi yaratıcıları, O’nun bu özelliğini bilerek yada umarak hareket ettiler.Eğitildi fakat "Walt" bunu bilmiyor....


Walt, artan bir şekilde “canlandırma”ya ve metal cisimlere hükmetmeye aşina oluyor. Zaten "Toplu Bilinç" projesinin de "Onun" üzerinde gerçekten yapmak istediği budur.


"Toplu Bilinç" projesinin amacı metal objeleri kontrol edebilmek için Walt’u eğitmektir. Şu anda görünüyor ki, Walt’un tüm adada zihnini kullanarak "Toplu Bilinç" teknolojisine bir çeşit erişimi var.

Kimse sonunda ne olacağını bilmiyor.Bir tahmine göre kahramanlarımız adanın amacını keşfedecekler, dönmek için iyi bir sebep olmadığı ve adayı sevdikler için kalmaya ve "Toplu bilinç"i koruyarak DHARMA Projesi’nin dünya barışını devam ettirmeye karar verecekler.

Şu an: "Toplu Bilinç" projesi, adada kahramanlarımızı idare etmeye devam ediyor. Lock, en bariz durum: "Toplu Bilinç" prjesine borçlu çünkü "Toplu Bilinç", Lock’a yürüme kabiliyetini verdi.Bunun en büyük kanıtı bacağını hissetmemesine rağmen yürüyebilmesidir.



John’un yanındaki, yürüyememesine rağmen kasları uyaran elektro – uyarıcı teçhizata dikkat edin.Ayrıca Lock’un siyah duman yüzünden yerde sürüklendiği bir görüntü vardı.Lock’un bacağında metal pimler olduğundan, siyah dumanı kolayca elektromanyetiksel bir düşman yaptı kendisine.

Diğer kahramanlar,zayıflıkları , bağımlılıkları ve inançlarıyla (duydukları sesler) oynanarak idare ediliyorlar".Hatta fiziki olarak veya zihinsel olarak önsezilerini kandırmak ve savunmasız hale getirmek de mümkün gibi görünüyor.


Dharma logosuna dikkat edin...


Hatta muhafızları kaderlerinde saklı...

Örneğin, Kate’in manevi babası,Hanso’nun silah araştırmasından gelen parayı sağlamak için adada (Kore’den önce), US ordu irtibat subayı olarak bulundu. DHARMA fikriyle değişti ve bir kız evlat edindi. Ve barış sever bir bakış açısıyla birlikte, “kalbinde öldür” mantığı olmadan Ordunun bir toplama bürosunda masa başı işe geçti. Kahramanlarımızın birçoğunun, normal olarak bir uçaktaki insanların rasgele kesişim noktalarının ne olduğunun ötesinde benzer "baba sorunları" vardı. Bu onların muhafızları, koruyucuları tarafından gelecekteki görevleri için nasıl eğitildikleri/ıslah edildiklerine yorulabilir. Jack’in durumunda , O’nun üvey babası belli bir mesafede duygusal olarak korumak teşebbüsüyle, daha çocukken katı davranmayı denedi.Böylece,sonunda kendisini kasvetli bir halkanın içine sokan ikilemiyle birlikte, soğuk cerrahın çocuk sevgisi büyüdü. Kendini içkiye verdi. Ve Jack’i ayartmak için gittiği Avusturalya’ya çağrıldı ve öldürüldü. Jack’in babası telefon açıp Jack’i sevdiğini söylemek istedi fakat yapamadı çünkü “zayıf”tı. Bunu yaptığı takdirde DHARMA’dan ceza gelebilceğini anladı ve bu durumda ölümünü hızlandırdı. Pasif hale geliyordu.

Bu çevrim dizi boyunca tekrarlandı.Bir üvey aile mesul oldukları kişiyi sevdiklerinde, DHARMA Vakfı'na olan bu ihanetleri trajediyle sonuçlandı.Bir diğer örnekte ise; bir aile mesul olduğu kişiyle arasındaki mesafeyi koruyarak DHARMA’ya sadık kalır – John’un durumundaki gibi. Çocuklar üzerindeki amaç onları yalnız, dikkat isteyen, beceri ihtiyaçlı olarak tasarlamaktı. Ada üzerinde doğru insan olabilmeleri için dizayn edildiler.

Geriye kalan kahramanlarımız için gerçek amaç bilinmiyor: Yeni "Tolu Bilinç" için belkide Walt’dan daha fazlası gerekecekti ve Hurley’nin numaraları girmesi için bir partnere ihtiyacı vardı. Kesinlikle, adaya destek olabilmek için DHARMA stilinde bir birleşime ihtiyaç var ve onlara ne olduğu gerçeği cevapsız.Hayatları boyunca kontrol edilmeleri konusundan ziyade önemli birşeyin parçası olduklarını hissetmeye ihtiyaçları var.

Bu teoriyle ilgili dizide sunulan mükemmel temalar var:

"Kadere karşı hür irade..."

"Toplu Bilinç" projesi, daha önemli hedefler için onların hayatlarındaki herşeyi kontrol ederek "Tanrı" gibi hareket ediyor. Fakat maksatları bu yorumu haklı çıkarır mı?

"Ve biz tamamen hayatımızdaki bütün deneyimlerin toplamıysak, özgür iradeye sahipmiyiz ?"


13 Mart 2010 Cumartesi

demir demirkan kahpe

İçimde bir boşluk var neyle doldursam
Parayla mı aşkla mı hayaller kursam
Alem oyuncu olmuş, sokaklar sahne
Sevdiğim bir kız vardı olmuş bir kahpe x 2

[Nakarat] x 2
Yürüsün üstüme gelen gelsin
Bırakıp ortama giden gitsin
Olan olmuş diyen sussun
Vurdum ben bu dünyanın dibine

Kafamda bir hoşluk var nasıl anlatsam
Kadehimi, sigaramı neyle doldursam
Parasızlık, pulsuzluk hepsi bahane
Bir yudum, bir nefes her şey şahane
Bir yudum, bir nefes hayat şahane

Vega - Alışamadım Yokluğuna

9 Mart 2010 Salı

şebnem ferah ünzile

Pyramid Song- Radiohead cover

Pyramid Song- Radiohead cover Original piano/cello/drums cover complete with vocal harmonies...

korfbol



3.1. KORFBOLUN TANIMI
Korfbol dördü bayan dördü erkek olmak üzere sekiz kişiden oluşan iki takımın oynadığı , amacı rakip takımın sepetine daha çok sayı atmak olan bir oyundur. Dünyada bayan ve erkeklerin bir arada oynadığı tek takım sporudur(21).

3.1.1. KORFBOLUN ORTAYA ÇIKIŞI
Amsterdam’ lı bir beden eğitimi öğretmeni olan Nico Broekhuysen 1903 yılında herkesin yapabileceği kadar basit , yüksek performans gerektirmeyen , oynaması kolay bir oyun tasarladı. Amacı basketbol veya futbol gibi yetenek isteyen , belli bir temel eğitim almayı gerektiren , karmaşık kuralları olan , spora az yatkın insanların yapamadığı sporlara alternatif olacak bir oyun geliştirmekti(5)
Tasarladığı bu oyun 3.5 metre yüksekliğindeki bir direğin ucuna asılmış bir sepetten futbol topu büyüklüğündeki bir topun geçirilmesi esasına dayanıyordu. Kuralları basitti , kuvvet gerektirmiyordu , herkes oynayabiliyordu. Yerel halk tarafından kısa sürede benimsendi ve oynanmaya başlandı. Hollanda dilinde sepet topu anlamına gelen korfbol böylelikle ortaya çıktı.

3.1.2. KORFBOLUN ÖZELLİKLERİ

Korfbolu diğer spor dallarından ayıran en belirgin özelliği , bayan ve erkek oyuncuların her iki cins arasında herhangi bir avantaj veya dezavantaj olmaksızın bir arada oynadığı tek takım sporu olmasıdır(21). Oyunda top sürmek yasaktır , topu tutan oyuncu yer değiştirmeden pas vermek veya şut atmak durumundadır. Sahayı hücum ve savunma bölgesi olmak üzere ortadan ikiye ayıran bir çizgi bulunmaktadır. Bir korfbol takımı 4’ü bayan , 4’ü erkek olmak üzere 8 kişiden oluşur. Takımlar kendi aralarında hücum ve savunma takımı olarak ikiye ayrılırlar. Hücum bölgesinde 2 bayan , 2 erkek oyuncu bulunur. Aynı şekilde savunma bölgeside 2 bayan , 2 erkek oyuncudan oluşur.
Korfbol ilk ortaya çıktığında iki farklı sahada oynanıyordu. Hücum ve defans bölgesinden oluşan iki bölgeli oyunun haricinde birde hücum , defans ve orta bölümden oluşan üç bölgeli sahada maçlar yapılmaktaydı. Üç bölgeli oyunda her iki takımın kendi sahasının haricinde sahanın orta bölümünde bulunan birde orta alan bulunmaktaydı. Oyuncular topu defans bölgesinden çıkarırken önce orta alana daha sonra hücum alanına göndermek zorundaydılar. Ancak bu oyunun akışını oldukça engelliyordu ve 1980 ‘li yıllardan itibaren alan sayısı ikiye indirildi(9).
Her oyuncunun maç boyunca eşleştiği bir rakibi vardır ve tüm maç boyu bu oyuncuyla bire bir mücadele etmelidir. Sadece kendi bölgesinde bulunan aynı cinsten rakip oyuncuyla rakip değiştirmesi yapabilir. Bayan oyuncuların erkeklere , erkek oyuncularında bayanlara müdafaa yapması yasaktır. Bu özellik sayesinde çeşitli varyasyonlar ve taktikler uygulanabilmektedir(4).
Korfbol hem kapalı salonda hemde açık havada yapılabilen bir spordur. her iki türde de ayrı lig mevcuttur. Yaz aylarında açık havada oynanan korfbol kış aylarında kapalı spor salonunda oynanır. Oyun alanın zemini top sürme olmadığı için çok önemli değildir. Suda bile oynanabilir. Her türden zeminde korfbol oynanabilir. Kapalı salonda plastik , açık havada ise çim zemin korfbola en uygun alanlardır.

Nico Broekhuysen oyunu tasarlarken şiddetin az olduğu fiziksel mücadele gerektirmeyen bir oyun olmasına özen göstermişti. Bu nedenle fiziksel teması yasaklamıştır. Oyunun akışını engellemeyen önemsiz temaslar hariç rakibine dokunmak , itmek , vurmak , çekmek yasaktır. Bu kural sayesinde korfbol , fiziksel gücü çok iyi olmayan , hatta engelli oyuncular için bile cazip bir oyundur. Eğer temas rahatsız edici boyutlarda değilse ve oyunun akışını engellemiyorsa oyun devam eder. Topa sahip olan oyuncuyu koruyan bir kural vardır. Rakibin elindeki topa vurmak , çekmek , itmek kesinlikle yasaktır ve aynı zamanda topa sahip olan kişiyi aşırı şekilde engellenmeye de izin verilmez. Potalar arka çizgide değil sahanın içinde yer almaktadır. Böylelikle sayı elde etmek için pek çok farklı pozisyondan atış yapılabilmektedir. Potanın etrafında 360 derecelik açıdan atış yapılabilir ve potanın arkasında oyun devam eder(5).
Oyuncular arasında eşitlik yaratmak amacıyla defans pozisyonu kuralı getirilmiştir. Savunma oyuncusu , hücum oyuncusu atış pozisyonu aldığında doğru bir şekilde defans pozisyonu almışsa yapılan atış geçersiz sayılır. Böylelikle kısa boylu oyuncuların uzun boylu oyunculara karşı olan dezavantajı ortadan kalkmıştır(21).

Korfbolun diğer bir önemli özelliğide takım çalışmasının gerekli olduğudur. Topa sahip olan oyuncunun yer değiştirmesine izin verilmediği için takım oyunu oynamak , yardımlaşmak korfbolda çok önemlidir. Oyuncular birbirlerinin özelliklerini iyi bilmelidirler. Nasıl kolektif oynayacakları konusunda hemfikir olmalıdırlar. Bulundukları bölgedeki alana iyi yayılabilmeli topu en uygun pozisyonda bulunan takım arkadaşına verebilmelidirler(5).

Korfbol çok yönlülük gerektirir. Hem hücum hemde savunma yapmak korfbolda çok önemlidir. Çünkü her iki sayıdan sonra oyuncular saha ve görev değiştirirler. Hücum yapanlar savunmaya, savunma yapanlarda hücuma geçerler. Bu nedenle her oyuncu hem hücum hemde savunma becerilerini geliştirmelidir(1). Bunun yanı sıra hücumda bulunan bir oyuncunun hücum fonksiyonlarından sadece birini yerine getirmeside yeterli değildir. İyi şut atabilmeli , asist yapabilmeli , ribaund alabilmelidir. Bu nedenle bir korfbol oyuncusunun çabuk karar verebilme , verdiği kararı mümkün olan en kısa sürede yerine getirebilme , seri bir şekilde hareket edebilme gibi özelliklerinin olması gerekir.

3.1.3.6. OYUNCULAR

a - oyuncu sayısı ve pozisyonlar
Korfbol 4 bayan ve 4 erkekten oluşan 8 kişilik iki takım arasında oynanır. Her bir bölgede 2 bayan ve 2 erkek oyuncu bulunur.
b - eksik takımlar
Bir veya iki takımda eksik oyuncular olduğunda oyunun başlayıp devam edebilmesi için her iki takımdan her bölgede en az üçer oyuncu bulunması ve hiçbir bölgede bir bayan oyuncunun iki erkek oyuncuyla yada bir erkek oyuncunun iki bayan oyuncuyla eşleşmemesi gerekir.
c - oyuncu değişikliği
Her takımdan 4 oyuncu değişikliğine izin verilir. Eğer iki oyuncu değişikliği yapıldıktan sonra bir oyuncu sakatlanırsa ve oyuna devam edemeyecek duruma gelirse hakem oyuncu değişikliğine izin verebilir ancak hakemin onayı olmadan bu değişiklik yapılamaz. Değiştirilen bir oyuncu tekrar oyuna dönemez.
d - oyuncuların kıyafetleri
Oyuncular diğer takım oyuncularından farklı ve tek tip spor yapmaya uygun kıyafet giymelidirler. Spor ayakkabı giyilmesi zorunludur. Rakip oyuncuları sakatlayabilecek veya zarar verebilecek herhangi bir materyal takılamaz

3.1.3.11. OYUN SÜRESİ VE MOLA

Oyun 30’ ar dakikalık iki devre halinde oynanır. devre arasında 10 dakikalık dinlenme süresi vardır. Mola süresi 60 saniyedir ve oyun süresine dahil edilmez. Her takımın maç boyunca iki mola hakkı vardır. Oyun durduğu zaman antrenör veya kaptan tarafından mola istemi hakeme iletilir. Açık alanda oynana maçlarda oyun süresi 2 x 35 dakikadır. Hakemin § 16 g kural ihlalinden dolayı meydana gelen gecikmeler veya oyun dışındaki gecikmeler için her bir devreyi uzatma hakkı vardır.

3.1.3.12. SAYI

Top tam olarak sepetten geçtiğinde sayı olarak kabul edilir. Hakemin oyunu durduran yada bitiren düdüğünden sonra yapılan atışlar geçersiz sayılır. Top sepetin altından yukarıya doğru geçtikten sonra dönüp sayı olursa geçersiz kabul edilir. Geçerli tüm sayılar 1 puan değerindedir. En çok sayı atan takım oyunun galibi ilan edilir.


3.2. KORFBOLUN DÜNYAYA YAYILMASI

Korfbolun gelişimini iki bölümde ele alınabilir. Ortaya çıkmasından itibaren uzun bir müddet belli sınırlar içerisinde kalan ve yaygınlaşamayan korfbolun , tüm dünyada oynanan uluslar arası bir spor olması için Uluslararası Korfbol Federasyonu ancak ikinci dünya savaşından sonra ciddi çalışmalar yapmış ve yayılmasını sağlamıştır. Bu nedenle korfbolun gelişim sürecini 1945 öncesi ve sonrası olarak iki ayrı bölümde inceleyebiliriz(9).

3.2.1. 1945 ÖNCESİ

Korfbolun dünyaya yayılması kolay olmamıştır. 2 haziran 1903 tarihinde Hollanda korfbol birliği kurulması ile resmiyet kazanan korfbol uzun bir süre sadece Hollanda da oynanmıştır. 28 nisan 1921 tarihinde Belçika korfbol birliğinin kurulmasıyla birlikte uluslar arası bir hüviyet kazanan korfbol yayılmaya başlamıştır(8). 26 ağustos 1923 de Belçika ve Hollanda , Belçika’nın Antwerp kentinde ilk milli müsabaka gerçekleşmiştir. Bu karşılaşmayı yöneten Hollandalı Gerard STEENİS korfbol tarihinin ilk uluslararası hakemi olmuştur. 1924 yılında bu iki ülke tarafından gelecekteki uluslararası faaliyetleri yürütecek bir kurum oluşturmak amacıyla uluslar arası korfbol birliğini ( International Korfball Bureau ,IKB ) oluşturulmuştur. 1933 yılına kadar bu isimle yürütülen faaliyetler , aynı yıl Uluslararası Korfbol Federasyonunun ( Fédération Internationale de Korfbal , FIK ) kurulmasıyla resmi olarak bu çatı altında toplanmıştır(7).

Hollanda sömürgeleri olan Surinam , Endonezya ve Hollanda Antileri , Hollanda’nın bu sporu öğretmesi neticesinde bir çok kulübe ve kendi federasyonlarına sahip oldular ancak FIK üyesi olmadılar. 1945 yılında kuruluşundan itibaren 12 yıl geçmiş olmasına rağmen ikinci dünya savaşınında etkileri neticesinde Hollanda ve Belçika haricinde henüz hiçbir ülke FIK üyesi olmamıştır. Yıllarca sadece Hollanda ve Belçika sınırları içerisinde oynanan bu spor ancak 1950 ‘li yıllardan sonra diğer ülkeler tarafından benimsenip oynanmaya başlanmıştır(9).

3.2.2. 1945 SONRASI

1945 ‘ten sonra bazı Hollanda takımları İngiltere’yi ziyaret ederek burada korfbolun tanıtımını yapmış ve Londra’da 1946 yılında İngiltere korfbol birliği ( British Korfball Association , BKA ) kurulmuştur. Daha sonra Danimarka, Norveç , Avusturya ve İsviçre’ yi de ziyaret eden bu takımlar bu ülkelerde de federasyon kurulmasına yardımcı olmuşlardır. İngiltere , Danimarka ve Endonezya korfbol federasyonları FIK üyeliğine kabul edilmişlerdir. 1960 ‘lı yıllara gelindiğinde ise Almanya FIK üyesi olmuştur(9). 1970 ten sonra hızlı bir genişleme sürecine giren FIK , Surinam , Papua Yeni Gine , Lüksemburg , Amerika Birleşik Devletleri , Avustralya , Fransa gibi ülkeleri bünyesine katarak büyümüş ve korfbolu tüm dünyaya yaymaya başlamıştır. Kulüpler ve milli takımlar düzeyinde uluslararası turnuvalar ve şampiyonalar düzenlenmeye başlanmıştır.

1 ocak 1982 de FIK ismini değiştirerek International Korfball Federation , ( IKF ) adını almış ve aynı yıl Uluslararası Spor Federasyonu ( General Association of International Sports Federations , GAISF ) ve Uluslar arası Dünya Oyunları Federasyonu (International World Games Association , IWGA) üyesi olmuştur(7).
Bu tarihten sonra yeni ülkeleri bünyesine alarak sürekli genişleyen ve korfbolu dünyaya yayan IKF , 1997 yılında Hollanda’nın Lahey kentinde yaptığı toplantıda Türkiye ve Rusya’yıda üyeliğe kabul ederek üye ülke sayısını 34 e çıkarmıştır. Günümüzde her 4 yılda bir dünya şampiyonası olmak üzere çeşitli yaş kategorilerinde avrupa ve dünya çapında bir çok şampiyona düzenleyen IKF , korfbolun olimpik sporlar kategorisine alınması için çalışmalarını sürdürmektedir(7).


3.5. TÜRKİYE’DE KORFBOL

Korfbol sporunun Türkiye’deki durumu, çeşitli bölümlere ayrılarak ele alınacaktır.

3.5.1. KORFBOLUN TÜRKİYE’YE GELİŞİ

1995 yılına kadar Türkiye’deki hiç kimsenin korfbolun ne olduğu hakkında bir fikri yoktu. Fahri olarak korfbolun Türkiye’de oynanması için çalışmalar yapan Erengül ÖZER ’in , Belçika korfbol federasyonu ( KBKB ) ve uluslar arası korfbol federasyonu ( IKF ) üyesi Raymond FABRİ ‘yi korfbolun tanıtımını yapması için ülkemize davet etmesiyle başlayan ve artan bir şekilde devam eden faaliyetler neticesinde Türkiye ‘de yaygınlaşan ve halen gelişmeye devam eden korfbol bugün oldukça geniş bir platformda oynanmaktadır(5).
İlk iş olarak Türkiye’ye gelen ve Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğretim görevlilerinden Lale GÜLER ve Nazan DÖNMEZ ile FMV Işık lisesi beden eğitimi öğretmenlerine korfbolu tanıtan Raymond FABRİ , her iki okulda da birer takım kurulmasına yardımcı olmuştur. Düzenlenen seminerlerde oyun kurallarını ve korfbolun nasıl oynanması gerektiği anlatılmıştır.
Türkiye’de oynanan ilk uluslararası korfbol maçı Marmara Üniversitesinin öğrencilerinin oluşturduğu takım ile Avrupa turnesinden dönmekte olan Ermenistan takımının arasında oynanmıştır. Karşılaşma 8 – 1 Ermenistan takımının galibiyeti sonuçlanmıştır(21).
Belçika’nın ikinci liginde mücadele eden Spartacus takımının daveti üzerine bu ülkeye giden Işık lisesi öğretmenlerinden oluşan takım yurtdışında maç yapan ilk takım olmuştur.

3.5.2. KORFBOLUN TÜRKİYE’DE YAYGINLAŞMASI

Marmara Üniversitesi öğretim görevlisi Lale GÜLER ve Nazan DÖNMEZ ile Uluslararası Korfbol Federasyonu üyesi Raymond FABRİ , birlikte yürüttükleri projeler sayesinde korfbolun Türkiye’de yaygınlaşmasını ve gelişmesini sağlamışlardır. İlk olarak 1996 yılının ekim ayında M.Ü. Anadoluhisarı kampüsünde temel eğitim ve gelişim kursu düzenlenmiştir. 1995 yılındaki tanıtım ve temel eğitim kursuna katılmış olan 12 öğrenci gelişim kursuna , 24 yeni öğrenci ise temel eğitim kursuna katılarak korfbol hakkında bilgi sahibi olmuşlardır.

31 mart – 7 nisan 1997 tarihleri arasında ise korfbol antrenörleri yetiştirmek amacıyla Işık lisesinde düzenlenen antrenör seminerinde Fabri ile birlikte IKF tarafından görevlendirilen eğitim komitesi üyesi Dan De RUDDER Marmara üniversitesinden 3 öğretim elemanı ile 13 öğrenciye ve 8 beden eğitimi öğretmenine ders vermiş ve sınavda başarılı olanlar IKF onaylı 1. kademe antrenörlük belgesi almaya hak kazanmıştır.

Korfbol sporunun Türkiye’de gelişimi için Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda Uluslararası Korfbol Federasyonu (IKF) ve Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nın desteğiyle 1997 yılının ekim ayında Korfbol Antrenörlük ve Hakemlik Kursları yapılmıştır. Antrenörlük Kursuna 10 ayrı Üniversiteden 13 öğretim elemanı, 3 öğrenci ve 1 beden eğitimi öğretmeni katılırken, Hakemlik Kursuna 3 öğretim elemanı, 2 beden eğitimi öğretmeni ve 11 öğrenci katılmıştır. Uluslararası Korfbol Federasyonu Antrenörlük kursu için IKF Eğitim Komitesinden Rob LOF’u, Hakemlik kursu için ise Eğitim Komitesi Başkanı Hans WROEGH’u görevlendirmiştir. Kursların sonunda başarılı olanlara Uluslararası Korfbol Federasyonunun 1. Kademe Antrenörlük ve 1. kademe hakemlik sertifikası verilmiştir.

Bu kursun sonucunda başarılı olan , Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki üniversitelerden Marmara Üniversitesinin daveti üzerine gelmiş olan öğretim görevlileri , kendi üniversitelerine döndüklerinde birer takım kurarak korfbol sporunun üniversiteler arasında yaygınlaşmasına yardımcı olmuşlardır.

Mayıs 1999 da ise İstanbul Teknik Üniversitesinde düzenlenen birinci kademe antrenör kursuna 6 farklı üniversiteden 9 öğretim elemanı , 2 beden eğitimi öğretmeni ve 6 üniversite öğrencisi katılmıştır. Uluslararası Korfbol Federasyonu antrenörlük kursu için Fabri ile birlikte IKF Eğitim Komitesinden Dan De RUDDER’i görevlendirmiştir. Kursların sonunda başarılı olanlara Uluslararası Korfbol Federasyonunun 1. Kademe Antrenörlük sertifikası verilmiştir.
31 mart – 7 nisan 1997 tarihleri arasında Işık lisesinde düzenlenen antrenörlük kursundan mezun olan beden eğitimi öğretmenleri İstanbul içinden davet edildikleri için sadece İstanbul‘da ki liselerde birkaç takım oluşturulmuştur. Selim Pars koleji ve Yıldız koleji , Işık lisesiyle birlikte kurduğu takımlarla çalışmalarına başlamıştır. Aynı yıl ekim ayında Marmara Üniversitesinde düzenlenen antrenörlük kursundan mezun olan öğretim görevlileri ise Türkiye’nin çeşitli illerinden katıldıkları için korfbol üniversiteler bazında bir çok şehirde oynanmaya başlanmıştır. Başta Kocaeli olmak üzere Ankara , Akdeniz ve Ege üniversitelerinde kurulan takımlar korfbolun Anadolu’daki temsilcisi olmuşlardır.
18 mart 1998 tarihinde Selim Pars kolejinin Florya ’daki tesislerinde gerçekleştirilen Belçika’nın Spartacus takımının 18 yaş altı seviyesinde katıldığı korfbol turnuvasına Selim Pars koleji , Işık lisesi ve Yıldız koleji’nin yanı sıra üniversite bazında sadece Marmara Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi takımları katılmışlardır.
İstanbul dışındaki üniversiteler ise korfbol oynayabilmek için uzun yol kat
etmek zorundaydılar . 1999 yılı nisan ayında Marmara üniversitesinin daveti üzerine İstanbul’a gelen ve iki gün boyunca kamp çalışması yaparak hazırlık maçı oynayan Akdeniz Üniversitesi korfbol takımı , 2000 yılının haziran ayında Antalya’da düzenlediği hazırlık programı çerçevesinde Marmara Üniversitesinin yanı sıra davet edilen Ankara Üniversitesi ile birlikte iki gün boyunca antrenman maçları oynamıştır.

kolibant amca (:

Recent Readers Map -- Ziyaretçi Profili

bıdı bıdı

seri katil (3) a.q (2) amorphis (2) aşkkk (2) hastalık düşünce (2) istanbul (2) 29 ekim (1) 56k modem (1) Bilgisayar Atölyesi (1) Dropkick Murphy's (1) I love nuclear (1) Sabahattin Ali (1) The true face of Leonardo Da Vinci (1) adamın damına koyan şarkılar (1) aforizma (1) ahlak (1) albert einstein (1) anarchist cookbook (1) anne (1) ateizm (1) aşk mı? (1) bandista (1) blogger (1) boobies (1) can baba (1) catcher in the rye gönülçelen (1) cehenneme övgü (1) chrome (1) darth vader (1) deizm (1) din (1) direc t (1) direc t hasret (1) drums session (1) durup dururken adamın damına koyan şarkılar (1) elegy (1) emrah (1) evet sanırım (1) evlilik gereksiz mi (1) evlilik yemini (1) fight club (1) fitzgerald (1) gerekli valla (1) gereklidir (1) google (1) google googlizm googlism (1) google wave (1) h4x0r (1) hayat (1) holden caulfield the catcher in the rye gönülçelen (1) how to make a smoke bomb (1) inat (1) infected mushroom (1) kadın (1) kafana takma (1) kuran parmak izleri (1) küçük prens (1) kılıçdaroğlu sünnetsiz (1) lost (1) lost teori (1) mesaj (1) microsoft (1) mor ve ötesi (1) mucize kuran deniz (1) my chemical romance (1) nası yawww (1) nasıl oluo (1) night (1) night in istanbul (1) of of (1) ottoman crime osmanlı (1) photography (1) photoshop cs5 (1) puhahaha (1) pussy (1) rammstein (1) rilke (1) roman (1) sansürcü digiturk (1) satan (1) serçelerin şarkısı (1) shibumi (1) stairway to heaven (1) tanrı (1) tembellik hakkı (1) test (1) the departed (1) tick (1) tomtom (1) turgut uyar (1) tyler durden fight club (1) ville valo natalia avalon summer wine (1) yaz gereksizliği (1) yok be (1) yok yok çekemem (1) yıldırım özçelikyürek (1) zaman (1) çelişkiler (1) öküz (1) Şöhret Kurşunoğlu (1) şarkı ters (1) şıh (1)

Arama yapmaq için...

FriendFeed

Google translate

Lijit Stats Wijit - Recent Readers List

hangisi yıkılmayaydı iyi olurdu?

Blog Archive

İzleyiciler

arşivci bi adamım...

Lijit Search

Aramak istiom ulen (: