28 Nisan 2010 Çarşamba

bu aralar...

Yalnızlık bir mahrumiyet değil lükstür.

Hayat, dar bir patikada ilerlediğiniz
sırada aniden karşınıza çıkan bir
ineğin, iri siyah gözleriyle gözlerinizin
içine uzun uzun, derin derin
baktıktan sonra mööö diyerek kıçını
dönüp salına salına, osura osura çekip
gitmesi kadar anlamlıdır.


Balıkçılarda kiloyla satılan
pahalı büyük balıkların ağzına
ucuz küçük balıkları doldururlar
ki, ağır çeksin. Sonra balığı
temizlerken ağzını açarlar
ve müşteri görmeden küçük
balıkları yere dökerler. Evlilik
de üçkağıtçı bir balıkçıdan balık
almaya benzer. Bir bakmışsın
ki eşin, ağzını açmış yerlere bir
sürü küçük balık kusuyor.



Her sabah sana kahvaltı hazırlayan birine, belki
sevgiline, belki bir kafenin aşçısına, garsonlarına,
ama sabahları getirip önüne özenle kahvaltı
koyan o birilerine sabahları kimin kahvaltı
hazırladığını hiç sordun mu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

serbest stil bi sıçma (: