her mekandan her zamandan kaçtım da
bir kendimi alt edemedim...
kumsala ayak izlerini bırakırken sevdalılar
ben ''ez tu hezdıkım'' yazabildim...
zemheri sözler dökülürken dudaklardan
ben dilimi terbiye edemedim..
bir çiçeğe tav olunurken kavgaların ardından
ben 12-8 lerde bile hediye beklemedim..
ben ismin yalın haliyim.
kaç yaşımdı yalnızlığım?
kaça sattım ki sırları?
kaçtım kaçamak bakışlardan.
kaçırdım sonunda anlaşılan..
beynimin içine ederken bir bir kalabalıklar
ben çığlığımı sessiz atabildim..
merhem sürülen yaralar arasında
ben tuz biber rolünü kapabildim..
yalanı gerçek yapan hayatlarda
ben gerçeği sapan yapabildim..
ben ismin yalan haliyim.
kaç yaşımdı büyümüşlüğüm?
kaça kurdumki saatin ibresini?
kaç(a)mak itiraflar bu cümlenin yüklemi.
inan ben de bilmiyorum nerde öznesi..
26 Eylül 2010 Pazar
KAÇ(a)MAK
Freelance Tasarımcı Olmak? *
Freelance çalışmak için yeterince hazır mısınız? Yoksa kurtlar sofrasına dönmüş bu piyasada para kazanamayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Tekrar düşünün!İlk yazımda yaklaşık 9 yıldır freelance sektöründe birçok belli başlı firmaya gerek inhouse (firma içinde belirli dönemlerde giden, yerinde hizmet sunulan iş modeli), direk home office olarak tasarım projelerinde hizmet sunmuş biri olarak olabildiğince edindiğim tecrübeleri aktarabilmeyi umuyorum. İlk yazımda “Siz gerçekten freelance iş yaparak mı? Ücretli çalışarak mı?” daha iyi bir standart yakalayabilirsiniz? Bunu irdeleyeceğiz. Öyleyse makalemin devamında nelerle karşılaşabileceğinize dair genel konuları ele alalım.
Freelance iş yapmak nedir?
Bir çoğumuz freelance iş yapmanın “Özgürce para kazanmak” olduğunu düşünür. Rahatsınız, sabah işe geç kalma probleminiz yok, çalar saat kurmak zorunda değilsiniz, sevgiliniz, eşiniz, dostunuz ya da bir çok organizasyona katılıp sabahlara kadar eğlenip öğleden sonra uyandığınızda işlere kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Buna benzer örnekler uzarda gider. Genel ön yargı olarak “Freelance” kelimesi aklınıza geldiğinde “Özgürçe para kazanmak” olarak algılanabilir. Ancak freelance çalışmanın çok ince ve titizlik gerektiren noktaları vardır. Birkaç cümle sonunda bu konularla ilgili fikirlerimi, edindiğim tecrübeleri de sizlerle paylaşacağım.
Freelance çalışmanın avantajları.
Bir önceki paragrafta bahsettiğim gibi özgür olduğunuzu size hissettirir. İşleriniz biraz rayındaysa dünyanın en rahat insanı gibi hissedersiniz. Kendinize daha çok vakit ayırabilir, daha sosyal bir yaşam sürebilirsiniz. Mevsime göre tatil ya da seyahat için birilerinden izin beklemek zorunda değilsiniz. Kendi organizasyon yeteneğinizi sınar, yönetici becerilerinizi geliştirirsiniz. Çevre edinir, yeni insanlar tanır, farklı branşta firmalarla iş yapma tadına varırsınız. Esnek bir kişilik, yenilikçi ve kendini sürekli geliştiren bir ivmeyle yolunuzda ilerlersiniz. Kız arkadaşınız ya da erkek arkadaşınıza ayırabileceğiniz vakit tamamen sizin programınızla birebir ilişkilidir. İşe gidip gelmek için her gün saatlerinizi yola harcamazsınız. Bu ve buna benzer avantajları elbette var ancak freelance çalışmanın gerekliliklerini yerine getirebilirseniz!
Freelance çalışmanın dezavantajları.
Freelance çalışmak her zaman iyi değildir! Özellikle kişilik özellikleriniz emir altına girmeyi gerektirecek bir disiplin anlayışı ile işliyorsa siz freelance iş yapmamalısınız! Neden mi? Hep birlikte irdeleyelim..
"Eğer bir iş aldığınızda iş avansını harcayarak kendinizi motive edeceğinizi ve işi daha iyi yapacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz."
İş avansını almak freelance çalışanlar için bir nevi akittir. İşe ciddiyet katar ve sizi müşteriye karşı sorumlu tutar. Ancak iş avansını hemen harcayan bir karakteriniz varsa işi hazırlamaya başladığınızda“Aman ya en fazla başka bir iş alır, o müşterimin avansını geri veririm laf işitmem”diyenleriniz olacaktır. Ancak atladığınız bir nokta, kaybettiğiniz her müşteri aslında kaybettiğiniz birden fazla müşteri potansiyelidir. Diğer taraftan unutlmaması gereken durum, ihtiyaçlarınız haricinde henüz teslim edilmemiş bir işin tahsil edilmiş avansı sizin kendi paranız değildir. Olabildiğince avans alınan meblayı harcamamaya özen göstermelisiniz.
Uyku düzeniniz normal değilse veriminiz düşecektir.
Sabahlara kadar çalışıyor, akşama kadar uyuyup tekrar sabahlara kadar bilgisayar başında duruyorsanız veriminiz hızla düşmeye devam ediyor demektir. Unutmayın insan vücudu güneşten enerjisini alır ve gündüz yaşamaya yatkındır. Gece metabolizmanız yavaşlayacak ve fikir üretme konusunda gündüzlere oranla daha verimsiz sonuçlar üreteceksiniz. Saat ve zaman kavramınız gece gündüzün tersine dönüyorsa çok değil, bir ya da iki yıl içerisinde neredeyse hiç birşey üretemez hale gelecek, aynı topun lacivertini sunmaktan öteye geçemeyeceksiniz. Uyku düzeniniz normal olmalı, gündüz çalışmalı, gece dinlenmeli ya da geceleri dinlenmeye yönelik iş dışında başka şeylere odaklanmalısınız. Sosyal kimliğinizi de beslemek zorundasınız.
Bir süre sonra asosyalleşmeye başlarsınız.
Bu işlere ilk başladığınız zamandan bu yana onca süre geçti ve herşey umduğunuzdan farklı bir sonuca ulaşmaya başladı değil mi? Her sabah aynı ev, aynı bilgisayar, benzer işler, dört duvar arası ve hemen hemen herşey aynı. Of ne kadarda sıkıcı değil mi? İşte endişelenmeye başlayabilirsiniz! Siz artık monoton ve asosyal bir hayata adım atmanın ötesine geçmek üzeresiniz. İşleriniz yoğunlaştı, tek başına onca şeye yetemiyor, hep aynı insanları görüyorsunuz. Eğer tek yaşıyorsanız daha da vahim. Sosyal medya tek eğlenceniz, youtube tek boş zaman geçirgeciniz oluvermiş. İşte kötü günler kapıda! Kişiliğiniz asosyalleşiyor ve sıkılmaya az kaldı! Freelance çalışmanın en büyük handikapı budur. İster istemez asosyal olmak zorundasınız. Çünkü müşterilerinize esnek çalışma saatlerini zaten siz aşıladınız. Onlar artık sizi her aradığında ulaşmalılar yoksa siz çalışmıyor gibi görünürsünüz. Belli bir süre sonra neredeyse hayatınızın %80′i tek bir bilgisayar ve müşteri dialoglarından ibaret olacaktır. Freelance çalışmak aslında kendi kafesine tıkılmak gibidir. Disiplin yoksa sonu ya parasız ve işsiz kalmak, ya da kontrolsüz ve boğucu bir iş akışıdır. Disiplin ve programlı olmak zorundasınız!
Pasifleştiğinizi hissedebilirsiniz.
Her zaman evde olmak, disiplinsiz çalışmak, spontane yaşamak bir süre sonra size aslında hiçbir iş yapmıyorsunuz gibi bir duyguyu uyandıracaktır. Bu döneme geçtiğinizde iş gücünüz düşecek, bilgisayar başında oturmaktan sıkılacak ve odaklanma problemi yaşayabilirsiniz. Bunu engellemenin belli bir yoluda ne yazık ki yoktur. Freelance çalışmanın en büyük dezavantajlarından birtanesi budur. Yalnız yaşamaya yatkın ve durgun bir kişiliğiniz yoksa freelance çalışmaya çalışmak sizin için bir eziyet olabilir. İyi düşünmelisiniz.
Mali krizlere karşı psikolojik açıdan hazırlıklı olun!
Bir dönem işler size öyle bir yığılır ki, ne olduğunu anlayamaz her zaman böyle olacağını düşünerek normalden daha fazla harcama yapmaya başlarsınız. Zaten rahat bir çalışma tarzının üstüne hatırı sayılır bir kazanç elde ettiğinizde kontrol mekanizmanız yüksek olasılıkla değişecektir. “Zaten her zaman kazanabilirim, bu ay harcayayım gelecek ay yine kazanırım” diyebilirsiniz. Ancak bir baktınız ki paraları harcadınız, işleri hala teslim edemediniz, yeni iş ihtiyacınız var çünkü maddi açıdan tükendiniz. Hoşgeldin gerçek, yüzleş benimle! Artık düşüşe geçtiniz ve yüksek olasılıkla disiplinli çok sıkı bir çalışma yapamazsanız en geç 30 güne kadar maaşlı bir işte çalışmak için iş arıyor olacaksınız. Bu durumdan şunu çıkartıyoruz. Freelance çalışıyorsanız sizin paranız aslında kazandığınız paranın %50′si olmalıdır. Çünkü bir sonraki ay iş garantiniz yoktur. Her zaman yedek planınız olmalı. Aksi halde hiç istemediğiniz maaşlı çalışan konumuna hakettiğinizi düşündüğünüz ücretin yarı fiyatına çalışmak mecburiyetinde kalabilirsiniz.
Kazancınızı ne kadar yükseltebilirsiniz?
Freelance çalışıyorsanız unutmayın ki çok büyük bir fırsat tesadüf eseri karşınıza çıkmadıysa kendi evinizi arabanızı alacak kadar kazanamazsınız. Bunları başaran örnek freelance çalışanlar var elbet. Ancak bu biraz da şans meselesi. Biz ortalama civarı bir performansı yani genel kitleyi hedef alarak durumu gözden geçirdiğimizde, evet parasız kalmazsınız. Asla temel ihtiyaçlarınız için kimseden borç istemezsiniz. Ancak kazancınız sadece şahsi giderlerinizi karşılayabilir ve rutin yaşamınızı destekleyecek seviyenin üstüne muhtemelen çıkamaz . Burada karşınıza şu soru çıkacak. “Maaşlı çalıştığımda da bunları yapamıyorum, freelance çalıştığımda da yapamıyorum. Öyleyse neden maaşlı çalışayım?” diye sormuşsunuzdur kendinize. Bir sonraki yazımda bu ince noktalarla ilgili çok ince noktalara değineceğim.
orjinali için; http://www.cenkakyildiz.com/makale-freelance-tasarimci-olmak.php
16 Eylül 2010 Perşembe
30undan sonra
"İnsan 30 yaşından sonra arkadaş yapamıyor kendine.
Eş yapıyor, çocuk yapıyor, arkadaş yapamıyor.
Yapsa da eskiler gibi olmuyor.
Halbuki uykuya dalar gibi arkadaş olurduk okuldayken.
Arkadaş olmak için yaratılmış gibiydik.
Bir hafta içinde böbrek verecek hale gelirdik.
Neden olmuyor bu işler 30 undan sonra?
Neden olamıyor?
Oysa o ne güzel bir iştah, o ne güzel bir açlıktı...
Herkes herkese açtı. Seçer, bulur buluştururduk "ruh ikizlerimizi."
Ne de çok ruhtaşımız vardı. Hiç açıkta kaldığımı hatırlamıyorum.
Ruhumun güzel bir ikizi mutlaka olurdu yanı başımda.
Ölümüne sevdiğim, uğrunda her şeyi göze alabileceğim,
her şeyiyle güzel, her şeyiyle doğru, her şeyiyle kabul ettiğim...
Basbayağı bir aşkla bağlı olduğum...
Şimdi ne zor. Herkes kapalı kutu.
Herkes kapanmış, kaplumbağa olmuş.
Bir kahve içimi zorlu randevulara bakıyor.
Yatıya kalmak bir tabu.
Evler de gönüller de sımsıkı kapalı.
Gençliğin en çok bu yanını özlüyorum.
Ne güzelliğini, ne diriliğini, ne başıboşluğunu.
Aynı yazarı, aynı şairi seviyoruz diye kuruluveren dostlukları özlüyorum.
Birbirimize yazdığımız o uzun, o sapıklık derecesindeki ayrıntılı mektupları özlüyorum.
Birbirimizi eleştirmeyişimizi özlüyorum.
Birbirimizin dedikodusunu yapmayışımızı özlüyorum.
Sevgili olarak kimseleri yakıştırmayışımızı özlüyorum.
Arkadaşımı koruyacağım diye annemle yaptığım şiddetli kavgaları özlüyorum.
Kavgayı değilse de kavganın altındaki ruhu özlüyorum.
Dünyaya karşı arkadaşımın koruyucu meleği olmayı özlüyorum.
Veya öyle olduğumu sanmayı...
Çocuğum olsaydı tek bir arkadaşında bile kusur bulmayacaktım.
Öyle söz vermiştim kendime.
Bırakacaktım arkadaşlık uykusunda mışıl mışıl uyusunlar.
Bırakacaktım eve istedikleri gibi girip çıksınlar.
Bırakacaktım istedikleri gibi buzdolabını talan etsinler.
Bırakacaktım istedikleri gibi sevsinler birbirlerini.
Tek bir laf etmeyecektim.
Kimseyi evine yollamayacaktım.
Kızımın arkadaşı kızım, oğlumun arkadaşı oğlum olacaktı.
30undan sonra arkadaş yapılamıyor.
Kötülükten değil. Başka bir şey.
Ama neden çözemiyorum..."
2 Ağustos 2010 Pazartesi
ben senden önce ölmek isterim
ben,
senden önce ölmek isterim.
gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
fedakarlığımı anlıyorsun,
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
sonra sen de ölünce
kavanozuma gelirsin
ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün.
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi oradan atana kadar...
ama biz o zamana kadar
o kadar karışacağız ki
birbirimize
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
toprağa beraber dalacağız
ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak:
biri sen
biri de ben.
ben
daha ölümü düşünmüyorum.
ben daha bir çocuk doğuracağım
hayat taşıyor içimden,
kaynıyor kanım.
yaşayacağım, ama çok, pek çok
ama sen de beraber
ama ölüm de korkutmuyor beni,
yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
ben ölünceye kadar da
bu düzelir heralde.
hapisten çıkma ihtimalin var mı bu günlerde?
içimden bir şey
belki diyor...
piraye nazım hikmet ran
18 şubat 1945
15 Temmuz 2010 Perşembe
Git
Mademki benli hayat sana kafes kadar dar Git iş işten geçmeden git Günahıma girmeden Hadi git ne bir adres ne bir hatıra bırak çok geç olmadan vakit Katilim olmadan git Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan Katilim olmadan git Her gece daha berbat daha vahim gördüğüm çok geç olmadan vakit
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar
Hadi git benden sana dileğince izin
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin
çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Katilim olmadan git
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın
Oysa ki hep yedekte hep elde var saymıştın
Zannetme ki pişmanlık mutluluk kadar ırak
Git iş işten geçmeden git
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Günahıma girmeden
Ne vedaya gerek var ne de mektuba hacet
Git de Allah aşkına bir selama muhtac et
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan
Git iş işten geçmeden git
çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ bu düğüm
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum
Sırf sana üzülüyor sırf sana acıyorum
Git iş işten geçmeden git
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
Günahıma girmeden
Katilim olmadan git
kolibant amca (: