Ertelenmiş sözler var dilimde
Buruşmuş bir kâğıdın içinde duygularım.
Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kâğıtta
Hiç bir şey için geç değil belki
Belki, şimdi tam zamanı.
Bir de yürek sözden anlasa...
Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar
Bir kaçış ki, bu insanı kendinden eder
Sorular döner beynimin içinde
Beynin içinde satır satır işlenir duygular
Bir gün sonraya ertelenir hergün.
Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem
Ağır ağır süzülsem herşeyin farkında olarak
Bir şelale gibi olsam
Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine
Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına
Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa.
Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam
Kendimin kendimle savaşı bu
Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savaşı
Korkularımızın esiri olmuşuz
Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda
Ertelemiş sevdalar yaşarız
Ertelenmiş dostluklar
Ertelenmiş kendini buluşlar.
En çokta yüreğimizdeki parıltıları erteleriz.
Oysa sevmek, daha kolay gözükür korkmaktan.
Sevsek hesapsızca,
Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri.
Sözcükler aksa billur bir su gibi
Ertelemesek yaşamımızı.
Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar
Bir umut ışığı yanar yürekte
Umudu erteleriz bu sefer
Umudu erteleriz bir sonraki güne.
Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı
Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi
Ertelenmiş bir varoluş yaşarız.
Gassan SATAR
29 Nisan 2010 Perşembe
28 Nisan 2010 Çarşamba
bu aralar...
Yalnızlık bir mahrumiyet değil lükstür.
Hayat, dar bir patikada ilerlediğiniz
sırada aniden karşınıza çıkan bir
ineğin, iri siyah gözleriyle gözlerinizin
içine uzun uzun, derin derin
baktıktan sonra mööö diyerek kıçını
dönüp salına salına, osura osura çekip
gitmesi kadar anlamlıdır.
Balıkçılarda kiloyla satılan
pahalı büyük balıkların ağzına
ucuz küçük balıkları doldururlar
ki, ağır çeksin. Sonra balığı
temizlerken ağzını açarlar
ve müşteri görmeden küçük
balıkları yere dökerler. Evlilik
de üçkağıtçı bir balıkçıdan balık
almaya benzer. Bir bakmışsın
ki eşin, ağzını açmış yerlere bir
sürü küçük balık kusuyor.
Her sabah sana kahvaltı hazırlayan birine, belki
sevgiline, belki bir kafenin aşçısına, garsonlarına,
ama sabahları getirip önüne özenle kahvaltı
koyan o birilerine sabahları kimin kahvaltı
hazırladığını hiç sordun mu?
Hayat, dar bir patikada ilerlediğiniz
sırada aniden karşınıza çıkan bir
ineğin, iri siyah gözleriyle gözlerinizin
içine uzun uzun, derin derin
baktıktan sonra mööö diyerek kıçını
dönüp salına salına, osura osura çekip
gitmesi kadar anlamlıdır.
Balıkçılarda kiloyla satılan
pahalı büyük balıkların ağzına
ucuz küçük balıkları doldururlar
ki, ağır çeksin. Sonra balığı
temizlerken ağzını açarlar
ve müşteri görmeden küçük
balıkları yere dökerler. Evlilik
de üçkağıtçı bir balıkçıdan balık
almaya benzer. Bir bakmışsın
ki eşin, ağzını açmış yerlere bir
sürü küçük balık kusuyor.
Her sabah sana kahvaltı hazırlayan birine, belki
sevgiline, belki bir kafenin aşçısına, garsonlarına,
ama sabahları getirip önüne özenle kahvaltı
koyan o birilerine sabahları kimin kahvaltı
hazırladığını hiç sordun mu?
27 Nisan 2010 Salı
Cehenneme Övgü
“Cennet totaliterdir, çünkü vatandaşlara sunulmak istenen yeryüzü cenneti, hükümetlerin kendi tasarımıdır. Bu cennetin nasıl bir şey olacağı, uzmanlar ve politikacılar tarafından kararlaştırılır.”
“Cehennem, yönetici sınıflara ve partilere karşı en önemli meydan okuma, onlara karşı en büyük tehdittir. Onların da yanılabileceğini, kendilerinden daha büyük güçler tarafından cezalandırılabileceğini ima eden bir tehlikedir cehennem.”
“Dünyayı sözcüklere tutsak ettik. Bu süreçte biz de, kendi sözcüklerimizin tutsağı olduk.”
“Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar. İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır.”
“Cinsel kimlikle ilgili özgürlük ve kurtuluş, hiçbir kimlik, model ve imaja uymamakla mümkün olabilir ancak. “Model” içimizdedir ve ne kadar insan varsa o kadar da model hatta her birimizin bin bir çeşit modeli vardır.”
“Ölümü yadsımanın, ölümsüzlüğe öykünmenin en acizane arayışları türümüzün yok olup olmama ikilemiyle aynı anda gündeme geliyor. Ölümü yadsıyarak, ölümü gülünç ve çaresiz çabalarla ertelemeye çalışarak hayata körleşiyoruz.”
“Sırf günü huzurlu geçirmek için sık sık “evet” der, ama aslında “hayır”ı kastederiz. Uyuşmak suretiyle başkalarıyla aramızda bir bağ kurarız. Anlaştığımız insanları sever, uyuşmadıklarımızdan hoşlanmayız. Genellikle uyuşmamaktan çok uyuşmaya vakit ayırırız.”
“Anlaşmamak suretiyle yalancılıktan kurtulur, özgürleşiriz.”
“Fotoğraf makinesiyle olan ilişkimiz, düğmeyle gelen imajın nasıl gerçekliğin yerini aldığını gösteriyor. Deklanşöre her basış, fotoğrafı çekilen her şeyin tüketildiği, doğal ortamından koparılıp birbiriyle bağıntısız bir dizi görüntünün parçası demek. “
“Sensiz yaşayamam” sözü, bir başkasına kendini sunmak anlamına gelir. Bu sözü söyleyen kişinin demokrasi, bağımsızlık, özgürlük konusunda “vazgeçilmez” inançları olabilir. Ama aşkta bunların tam karşıtı olan değerler benimsenir. Sevdiğimize sahip olma karşılığında biz de sahiplenilmeyi öneririz.”
“Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman`ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız.”
21 Nisan 2010 Çarşamba
asfalt dünya -- beni severmiş o...
son yolcusu o eski zamanların
sana yazmıs özlem dolu mektubu
tek derdi guzel sonları masalların
gözyasları doldurmus giderken bosluğu
en cok beni severmis o
beni aramıs gözleri giderken
en cok beni severmis o
beni aramıs gözleri
kalbinde belirsiz bi yolun kuskusu
titrek sesinde umutların avuntusu
bir mendil eski bir resim bulduğum
tahta masasında bilmeden unuttuğu..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
kolibant amca (:
Recent Readers Map -- Ziyaretçi Profili
bıdı bıdı
seri katil
(3)
a.q
(2)
amorphis
(2)
aşkkk
(2)
hastalık düşünce
(2)
istanbul
(2)
29 ekim
(1)
56k modem
(1)
Bilgisayar Atölyesi
(1)
Dropkick Murphy's
(1)
I love nuclear
(1)
Sabahattin Ali
(1)
The true face of Leonardo Da Vinci
(1)
adamın damına koyan şarkılar
(1)
aforizma
(1)
ahlak
(1)
albert einstein
(1)
anarchist cookbook
(1)
anne
(1)
ateizm
(1)
aşk mı?
(1)
bandista
(1)
blogger
(1)
boobies
(1)
can baba
(1)
catcher in the rye gönülçelen
(1)
cehenneme övgü
(1)
chrome
(1)
darth vader
(1)
deizm
(1)
din
(1)
direc t
(1)
direc t hasret
(1)
drums session
(1)
durup dururken adamın damına koyan şarkılar
(1)
elegy
(1)
emrah
(1)
evet sanırım
(1)
evlilik gereksiz mi
(1)
evlilik yemini
(1)
fight club
(1)
fitzgerald
(1)
gerekli valla
(1)
gereklidir
(1)
google
(1)
google googlizm googlism
(1)
google wave
(1)
h4x0r
(1)
hayat
(1)
holden caulfield the catcher in the rye gönülçelen
(1)
how to make a smoke bomb
(1)
inat
(1)
infected mushroom
(1)
kadın
(1)
kafana takma
(1)
kuran parmak izleri
(1)
küçük prens
(1)
kılıçdaroğlu sünnetsiz
(1)
lost
(1)
lost teori
(1)
mesaj
(1)
microsoft
(1)
mor ve ötesi
(1)
mucize kuran deniz
(1)
my chemical romance
(1)
nası yawww
(1)
nasıl oluo
(1)
night
(1)
night in istanbul
(1)
of of
(1)
ottoman crime osmanlı
(1)
photography
(1)
photoshop cs5
(1)
puhahaha
(1)
pussy
(1)
rammstein
(1)
rilke
(1)
roman
(1)
sansürcü digiturk
(1)
satan
(1)
serçelerin şarkısı
(1)
shibumi
(1)
stairway to heaven
(1)
tanrı
(1)
tembellik hakkı
(1)
test
(1)
the departed
(1)
tick
(1)
tomtom
(1)
turgut uyar
(1)
tyler durden fight club
(1)
ville valo natalia avalon summer wine
(1)
yaz gereksizliği
(1)
yok be
(1)
yok yok çekemem
(1)
yıldırım özçelikyürek
(1)
zaman
(1)
çelişkiler
(1)
öküz
(1)
Şöhret Kurşunoğlu
(1)
şarkı ters
(1)
şıh
(1)